“Çalışıp kazanma zahmeti çekmeyende hayır yoktur.”

“Bütün işlerin netîcesinin sıhhatli ve faydalı olabilmesi için iki şart vardır: Sabır ve ihlâs.”

Şeyh-i Yemenî hazretleri Yemen evliyâsının büyüklerindendir. Hadramût’un Terîm şehrinde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1627 (H.1037) senesinde Yemen’in Veht köyünde vefât etti. Zamânının büyük âlimlerinden çeşitli ilimleri tahsîl etti. Hindistan’a giderek Ahmedâbâd şehrinde Şeyhülislâm Şeyh bin Abdullah Ayderûs’a talebe oldu. Şeyh bin Abdullah Ayderûs ona icâzet verdi. Yemen’in Veht köyüne yerleşerek talebe yetiştirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:

“Kul, Allahü teâlânın sevgisini, Allahü teâlânın sevmediklerine düşman olmakla kazanır. Allahü teâlânın sevmedikleri ise, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylerin hepsidir.”

“Sebeplere yapışmalı, fakat bu durum, o sebeplerin ve her şeyin yaratıcısı olan Allahü teâlâya îtimâd ve tevekkül etmeye mâni olmamalıdır.”

“Bütün işlerin netîcesinin sıhhatli ve faydalı olabilmesi için iki şart vardır: Sabır ve ihlâs.”

“Allahü teâlâyı Rab olarak tanı. O’nu bir olarak ikrâr et ve O’na hiçbir şeyi ortak koşma. Tevhîdin esâsı bu üç şeydir.”

“Allahü teâlânın, senin rızkına kefil olduğuna îtimâd et ve sana emrettiği ibâdetleri yapmaya çalış! Böyle yaparsan, evliyâdan olursun.”

“Biz çok ilimden ziyâde az da olsa edebe muhtâcız.”

“Âlimler edep hakkında çok şeyler söylediler. Bize göre edeb, insanın kendini tanımasıdır.”

“Âlimleri hafife alanların âhireti, ümerâyı hafife alanların dünyâsı, dostlarını hafife alanların mürüvveti yıkılır.”

“Kalbinde Allah korkusu çok az olan, dünyâ sevgisi bulunan, haramlardan sakınmayan, âlim olduğunu söylerse şaşılır.”

“Sâlih kimselerden olmadığım hâlde, sâlihleri severim. Kötü kimselerden daha aşağı olduğum hâlde, kötüleri sevmem.”

“Eğer gıybet etseydim, anamı, babamı gıybet ederdim. Çünkü sevaplarımın onlara verilmesi daha hayırlı olur.”

“Müstehabları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşek davranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan da mârifete, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamaz.”

Birisine; “Allahü teâlâyı murâkabe et!” dedi. O kişi; “Bu nasıl olur?” deyince; “Allahü teâlâyı görür gibi ol” buyurdu. “İnsan; nefs, şeytan, münâfık gibi üç düşmanla karşı karşıyadır ve bunlardan kurtulmak çok güçtür.”

“Çalışıp kazanma zahmeti çekmemiş kimsede hayır yoktur.”

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.