Sadaka vermenin önemi -2-

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bir dîn kardeşinin ihtiyâcını gideren, ömür boyu Allaha ibâdet etmiş gibi sevap kazanır.

Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurmuştur ki:

“Ey îmân edenler! Allah’dan korkunuz. Herkes, yarın (âhiret günü) için ne gönderdiğine bir baksın! Allah’dan korkunuz! Çünki, Allah, ne yaparsanız, hakkıyle haberdârdır.” (Haşr, 18)

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Birbirine karşı muhabbet ve merhamette, müminler, bir vücûd gibidirler. Vücûdun bir yeri râhatsız olunca, bütün vücûd, râhatsız, uykusuz kalıp, onun tedâvîsi ile meşgûl olduğu gibi, Müslümânlar da birbirlerine yardıma koşmalıdırlar.” [Buhârî]

“Müslümânların dertleri ile ilgilenmeyen, onlardan değildir.” [Hâkim]

Bu bakımdan, dünyânın öteki ucundaki bir Müslümânın derdi, bizim derdimiz demektir. Ona yardım etmek gerekir.

Yiyecek, giyecek ve başka ihtiyaçları için Müslümânlara yardım, hem dînî bir vazîfedir, hem de çok sevaptır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Bir Müslümânın sıkıntı ve kederini gidereni veya bir mazlûma yardım edeni, Allah affeder.” [Buhârî]

“Bir dîn kardeşinin ihtiyâcını gideren, ömür boyu Allaha ibâdet etmiş gibi sevap kazanır.” [Buhârî]

“Allahü teâlâ, bazı kimseleri, insanların ihtiyaçlarını gidermek için yaratmıştır. İnsanlar, ihtiyaçları için onlara başvururlar. İşte bunlar, kabir azâbından emîndirler.” [Taberânî]

“Allah katında amellerin en sevimlisi, bir Müslümânı sevindirmek yahut bir sıkıntısını gidermek veya sabrını taşıran bir kederini ortadan kaldırmak yahut borcunu ödemektir.” [Ebuş-Şeyh]

“Arkadaşın iyisi, arkadaşına; komşunun iyisi ise komşusuna iyilik edendir.” [Tirmizî]

“Sizin en iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenen ve kötülük etmeyeceğinden emîn olunan kimsedir.” [Tirmizî]

“Mâllarınızla herkesi memnûn edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnûn etmeye çalışınız.” [Hâkim]

Dünyâ târihinde vakıf medeniyetini kuran dedelerimizin torunları olarak vakıfları, hayır kurumlarını ve ilim yuvalarını, zekât, sadaka-ı fıtır ve kurbân vekâleti vererek veya başka şekillerde desteklemek, bilgili, kültürlü öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunmak millî ve dînî bir vazîfedir.

İlim yaymanın sevâbını Peygamber Efendimiz şöyle ifâde buyurmuştur:

“Bütün ibâdetlere verilen sevâp, Allah yolunda cihâda verilen sevâba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Cihâd sevâbı da, emr-i marûf ve nehy-i ani’l-münker sevâbı [dinin emir ve yasaklarını yayma] yanında, denize nisbetle bir damla su gibidir.” [Deylemî]

İmâm-ı Rabbânî hazretleri de buyurmuştur ki:

“Nâfilelerin farzlar yanındaki değeri, okyanus yanında bir damla gibi bile değildir.” [m. 260] “Nâfile ibâdet, bir farzı terk etmeye sebep olursa, ibâdet olmaz, zararlı olur.” [m. 123]

Şu hâlde, bir insanın bir milyon lira zekât borcu olsa, bu farz borcunu ödemeden, bir milyon câmi yaptırsa, milyonlarca insana, milyarlarca sadaka verse kabûl olmaz.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın önceki yazıları…


Comments are closed.