Fetih sûresinde meâlen buyuruldu ki: “Bütün dînlerden üstün kılmak üzere, Resûlünü hidâyet ve hak dîn ile gönderen O’dur.”
Kur’ân-ı kerîm, baştan sona kadar Peygamber Efendimizin medhiyle, övgüsüyle doludur. Fetih sûresinin, “Bütün dînlerden üstün kılmak üzere, Resûlünü hidâyet ve hak dîn ile gönderen O’dur” meâlindeki 28. âyet-i kerîmesi de, Resûlünün en üstün olduğunu göstermektedir.
İki âyet-i kerîme meâli de şöyledir: “De ki: Ey insanlar, ben Allah’ın hepinize gönderdiği Resûlüyüm.” [A’râf, 158] Yanî O, dînli-dînsiz, zenci-beyâz, dünyâda yaşayan herkese Peygamber olarak gönderilmiştir.
“[Ey Resûlüm!] Biz, seni, bütün insanlara [Cenneti] müjdeleyici ve uyarıcı [çeşitli azapları haber verici] olarak gönderdik, fakat insanların çoğu bilmezler.” [Sebe’, 28]
Hâlbuki diğer Peygamberler, kendi milletlerine gönderilmişlerdi. Bir âyet-i kerîme meâli şöyledir: “Biz, her Resûlü, bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın.” [İbrâhîm, 4]
Peygamber Efendimiz, bütün insanların, bütün Peygamberlerin ya’nî âlemlerin Efendisi, kâinâtın Efendisi, iki cihânın güneşidir. Bu konuda iki hadîs-i şerîf zikredelim:
“Kıyâmette, insanların seyyidiyim, efendisiyim.” [Buhârî, Müslim, Tirmizî]
“Ben, âlemlerin efendisiyim.” [Beyhekî]
Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bunları bildirirken, “Bunları övünmek için söylemiyorum, hakîkati bildiriyorum. Hakîkati bildirmek benim vazîfemdir. Bunları söylemezsem, vazîfemi yapmamış olurum” buyuruyor.
Peygamber Efendimiz, Âdem aleyhisselâm yaratılmadan önce de Peygamber olup bütün insanlara gönderilmiştir. İlk yaratılan, Peygamber Efendimizin rûhuydu. Bir hadîs-i şerîf meâli şöyledir: “Ben, yaratılış yönüyle Peygamberlerin ilki isem de, hepsinden sonra gönderildim.” [İmâm-ı Gazâlî]
Bir hadîs-i şerîf meâli de şöyledir: “Her Peygamber, yalnız kendi kavmine geldi; ben ise, bütün insanlara gönderildim.” [Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî]
Resûlullah Efendimiz, insanların olduğu gibi, cinnîlerin de Peygamberidir. Kur’ân-ı kerimde, “Âlemlere uyarıcı olması için…” buyuruluyor. (Furkân, 1)
Bütün müfessirler, “Bütün âlemlere” ifâdesine, cin tâifesi de dâhildir” buyuruyorlar. Âlem, Allah’tan başka her şeye, her mahlûka denir. Bunun için birçok âlim, Peygamber Efendimizin meleklere de gönderildiğini söylemişlerdir. Bir âyet-i kerîme meâli şöyledir:
“Kur’ânı dinleyecek cinnîlerden bir takımını sana yöneltmiştik. Onlar, Kur’ânı dinlemeye hâzır olunca, birbirlerine susun dediler. Kur’ânın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine döndükleri zaman dediler ki: Ey kavmimiz, biz Mûsâ’dan sonra indirilen, kendisinden öncekileri doğrulayan, gerçeği ve doğru yolu gösteren bir kitap dinledik. Hepiniz, Allah’ın da’vetçisine [Muhammed aleyhisselâma] uyunuz ve Ona îmân ediniz ki, Allah da günâhlarınızı bağışlayıp sizi acı bir azaptan korusun.” [Ahkâf, 29-31]