Aile, küçük bir devlettir…

Küçük bir devlet sayılan ailede herkesin vazifesi vardır. Devlet de farklı şehirleri, mahalleleri ve aileleri bünyesinde barındıran büyük bir aile gibidir.

Aile, insanın hayata hazırlandığı ilk terbiye ve idare ocağıdır. Çocuk; sorumluluğu, itaati, hakkaniyeti, yardımlaşmayı ve birlikte yaşamanın esaslarını önce ailesinde öğrenir. Cemiyet hayatında çocuk, ilk olarak bir “reis” kavramıyla karşılaşır; baba ailenin reisi, öğretmen okulun, muhtar mahallenin idarecisidir. Bu sebeple aile hayatındaki düzen, daha geniş idarelerin de başlangıcını teşkil eder.

Kur’ân-ı kerîmde meâlen, “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun!” [Tahrîm, 6] buyurulmuştur. Aile reisinin vazifesi yalnız yiyecek, giyecek ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Ailesine iman esaslarını, farzları ve haramları öğretmesi; çocuklarını ibadete alıştırması ve zararlı arkadaşlardan koruması da bildirilmiştir.

Küçük bir devlet sayılan ailede herkesin hakkı ve vazifesi vardır. Aile reisi; evin ihtiyaçlarını helal yoldan karşılamak, eşinin hakkına riayet etmek, çocuklarını koruyup gözetmek ve onların terbiyesiyle ilgilenmekle yükümlüdür. Aile fertleri de birbirlerine karşı sevgi, saygı ve anlayış göstermelidir. Bir anlaşmazlık çıktığında öfkeyi büyütmek yerine tatlılıkla nasihat edilmeli, yuvanın huzuru korunmalıdır. Aile büyükleri, evlenen çocuklarının kurduğu yeni ailenin düzenine müdahale ederek geçimsizliğe sebep olmamalıdır.

Devlet de farklı şehirleri, mahalleleri ve aileleri bünyesinde barındıran büyük bir aile gibidir. Aile reisinden beklenen adalet, merhamet ve sorumluluk, idarecilerden daha geniş ölçüde beklenir. İdareci; hak sahiplerine haklarını vermeli, zulümden uzak durmalı, ihtiyaç sahiplerini gözetmeli ve milletin malına dokunmamalıdır. Devlet hizmetinde çalışanların ailelerinin korunması ve muhtaçların ihtiyaçlarının karşılanması da idarenin vazifeleri arasındadır.

Ailede bir ferdin sıkıntısı diğerlerini ilgilendirdiği gibi, büyük aile olan devlette de hiçbir insan çaresiz bırakılmamalıdır. Yakını bulunmayan veya çalışamayacak durumda olan kimsenin devlet himayesine alınması, bu anlayışın bir gereğidir. “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” sözü, devletin gücünü insanın huzurundan ve güvenliğinden aldığını bildirmektedir.

Sağlam devletin temeli, iyi yetişmiş insandır. İyi insanın yetiştiği ilk yer ise ailedir. Çocuğa yalnızca sözle nasihat etmek yeterli değildir; aile büyükleri davranışlarıyla örnek olmalıdır. Çocuk iyi huylu insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar onun tabiatına yerleşir. Ailede adaleti, merhameti ve sorumluluğu öğrenen insan; okulunda, işinde ve devlet hizmetinde de bu değerleri yaşatır.

Neticede aile ile devlet birbirinden ayrı düşünülemez. Huzurlu aileler sağlam cemiyeti, sağlam cemiyet de güçlü devleti meydana getirir. Ailede sevgiyle birleşen disiplin, devlette adaletle birleşen otorite olur. Küçük ailelerini koruyan, çocuklarını güzel ahlakla yetiştiren ve birbirlerinin haklarına riayet eden insanlar, büyük aileleri olan devletin de huzuruna hizmet ederler.

Hasan Yavaş’ın önceki yazıları…


Comments are closed.