Ayrıldığıma pişman oldum!..

Ayrıldığıma pişman oldum!..




“Tayinimi kendim istedim ama çok pişman oldum. Keşke hayatımı orada geçirseydim…”

 

 

Öğretmen olarak Gediz ilçesinin Uğurluca köyüne atanmıştım 1970 yılında. Bu köy Murat Dağının yamacında, 45 hane kadardı. 54 öğrencili okulun tek öğretmeniydim. Gediz depremi yaşanalı 3 ay olmuş, köylüler baraka ve çadırlarda yaşıyorlardı.

Dünyanın en samimi, sıcakkanlı, misafirperver insanları bu köye toplanmışlardı. Sevinçte ve kederde tek aile tek vücut gibiydiler.

Köyde kahve yok, misafir odaları vardı. Akşamları bu odaya toplanır saatlerce çay kahve içer sohbet ederdik. Uzun kış gecelerinde saat 23.00’te topluca gece yemeği yer, evlerimize dağılırdık…

Köydeki her türlü davete imam ve öğretmen mutlaka çağrılırdı. Ben 2 yıl bekâr yaşadım. Hiç ekmek almadan, yemek yapmadan bana baktılar. Ramazan ayında hem sahurda hem iftarda 2-3 evden yemek gelirdi. Köyün imamı kadrolu değildi. Harman sonu ücreti buğday ile ödeniyordu. Yıl içinde Hoca Efendi’nin tüm ihtiyaçları köylülerce karşılanıyordu.

Komşu köylerden düğün davetiyesi gelen kişiler için odada toplantı yapılırdı. Onların elbise ve ayakkabıları eski ise uygun kişilerden elbise ve ayakkabılar ödünç alınırdı. Köyden başka yere gidenlerin köyü temsil edecekleri düşüncesiyle bakımlı giyinmeleri sağlanırdı. Bu kılık kıyafete eğreti veya yabanlık denildiği de olurdu.

Ekmek yapanlar birini imama, birini öğretmene gönderirdi. Evime ziyarete gelenler, yoğurt, yumurta, ceviz gibi hediyelerle gelirlerdi… Almanya’dan izinli gelenler çorap gömlek kravat, çikolata dolu hediyelerle bizi ziyarete gelirlerdi.

Köyde cenaze olunca tüm komşular yemek hazırlar, dışarıdan taziyeye gelenlere evlerde yemek yedirilip öyle uğurlanırdı.

Köyde berber yoktu. Tarlaya gitmedikleri günlerde odada birbirlerini tıraş ederlerdi. Nalbant da yoktu. Boş zamanlarında yardımlaşarak hayvanlarına nal çakarlardı. Böyle güzel bir yardımlaşma ve imece vardı…

Bu köyde dört yıl çalıştıktan sonra tayin istedim. Sonra da oradan ayrıldığıma çok pişman oldum. Keşke tüm hayatımı orada geçirseydim, oraya yerleşse idim.

Bu güzel köyün ve değerli insanlarının ölenlerine Allah rahmet eylesin. Kalanlarına sağlık, huzur, bolluk versin. 50 yıl sonra o köye hâlâ gidip geliyorum. Dostluğumuz devam ediyor…

         Muzaffer Atila-Emekli Öğretmen/Banaz