İkimiz de ağlamaktan konuşamıyorduk

İkimiz de ağlamaktan konuşamıyorduk Yarıyıl tatili gelmişti. Ben de evraklarımı doldurup memlekete gitmek için yola çıktım…”   O bana mahcubiyetini söylemeye çalıştıkça ben de kendisine teselli veriyordum: “Eyüp Hocam lütfen onları ben unuttum” dedim. Kar kaplı yollardan arkadaş sırtımda omuzumda derken Çetinkaya’ya vardık. Doğru istasyona gittik. Arkadaşı Adana’ya giden trene bindirdim.…

Devamını oku

Vücudunda yaralar olanın guslü

Vücudunda yaralar olanın guslü Gusül icap eden kimsenin vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara veya çiçek, kızıl gibi ise, teyemmüm eder.   Sual: Vücudunun çoğunda ve abdest uzuvlarında yara olan bir kimse, guslü ve abdesti nasıl alır veya bunun başka bir yolu var mıdır? Cevap: Cünüp kimsenin vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara…

Devamını oku

“Hangi yemeği istiyorsunuz?”

“Hangi yemeği istiyorsunuz?” Horasan velilerinden Abdürrahim İstahri hazretleri bir ramazanda Abadan’a gitmişti. Onu gören herkes, iftar için yemek getirdiler kendisine. Ancak sabah oldu. O yemeklerin hiçbirine el sürmediğini gördü insanlar. Bu hâli görünce; “Bu zat, bir Allah adamı” dediler birbirlerine. O da bunu anladı… Terk etti Abadan’ı. Sehl-i Tüsteri hazretlerinin memleketine gitti ve…

Devamını oku

“Kula, ilk önce namazı sorulur”

“Kula, ilk önce namazı sorulur” “Kula kıyâmet gününde ilk önce namazından sorulur, namazı tamam olursa bütün amelleri tamam olur, namazı eksik olursa, bütün amelleri noksan olur.”    Yahyâ bin Ebî Kesîr hazretleri hadîs ilminde hafızdır. Basralı olan bu mübarek zat, on sene Medine’de ikâmet edip Tabiînin büyüklerinden istifâde etti. Yemâme’de…

Devamını oku

“Beni bunun için mi çağırdınız?”

“Beni bunun için mi çağırdınız?” “Kaldık silah çeken öğretmenle ikimiz. O da hastalandı. Yataktan kalkamıyordu!..”   Köy muhtarının bu cevabı karşısında hiçbir şey diyemediler. O zaman anladık ki, öğretmenlere köylüler üç öğün, sıra ile yemek veriyorlarmış. Muhtar: “Size hiç yemek verdirmem, ne yaparsanız yapın” dedi. Hepimiz şaşırmıştık. Arkadaşlar “muhtarım biz…

Devamını oku

Haram yiyenin duâsı kabul olmaz

Haram yiyenin duâsı kabul olmaz “Haramı, helâli, şüphelileri ve fâizi bilmeyen, bunları birbirinden ayıramayan, harâmdan kurtulamayıp, ibâdetleri boşa gider.”   Osman Sâhib Efendi Yetmişyedinci Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1122 (m. 1710) senesinde İstanbul’da doğdu. 1183 (m. 1770) senesinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı: İbâdetler on kısımdır: Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı…

Devamını oku