“İşte oğluna vuran, şu adam!”

“İşte oğluna vuran, şu adam!” Hanım sahabilerden Nesîbe Hâtun’un oğlu hazreti Abdullah anlatıyor: Uhud’da bir müşrik beni yaralamıştı. Efendimiz, anneme; “İşte oğluna vuran şu adam!” diye seslendiler. Annem o müşriki gördü. Bacağına bir kılıç çaldı! Ve onu yere çökertti. Efendimiz bunu gördü. Ve çok sevinip, güldü. Öyle ki; Resulullah Efendimizin mübarek dişleri görünecek…

Devamını oku

“Edirnekapı Şehitliğine mi?”

“Edirnekapı Şehitliğine mi?” “Nereye gitmek istediğini sordum. Verdiği cevap içimi ürpertti: Edirnekapı şehitliğine”   Geçtiğimiz yıllarda Sarıyer adliyesinde duruşmam vardı. Duruşma sonrası, tanığım genç bir avukata rastladım. Yakındaki, tanıdığım bir lokantada yemek ikram ettim. Yemek sonrası yediğimiz kadayıftan ikimiz için birer paket daha hazırlamasını rica ettim. Birini arkadaşa hediye edip…

Devamını oku

İlim öğrenmeden ibadet yapılamaz

İlim öğrenmeden ibadet yapılamaz Ehl-i sünnet itikadını ve ilmihâlini öğrenmeyen ve çocuklarına öğretmeyenler, Müslümanlıktan ayrılmak, küfür felaketine düşmek tehlikesindedir.    İbadet ve duaların kabul şartları -2- Amellerimizin, ibadetlerimizin ve dualarımızın kabul olmasının, bir şartı da ilim sahibi olmaktır. Bir amelin, ibadetin sahîh olması başkadır, kabul olması başkadır. İbadetlerin sahîh olmaları…

Devamını oku

“Şeytan, kan gibi damarlarda dolaşır”

“Şeytan, kan gibi damarlarda dolaşır” Resûlullah efendimiz buyurdu ki: “Zevci uzakta olan kadınların yanlarına gitmeyiniz! Çünkü şeytan, kan gibi damarlarınızda dolaşır.”   Abdullah bin Urve el-Hirevî hazretleri hadîs âlimlerindendir. Bağdâd, Kûfe ve Basra âlimlerinden ilim tahsil etti. 311 (m. 923) senesinde vefât etti. Hadîs ilminde hafız olan (yüzbin hadîs-i şerîfi…

Devamını oku

“Kalkanını, çarpışana bırak!”

“Kalkanını, çarpışana bırak!” Hanım sahabilerden Hazret-i Nesibe “radıyallahü anhâ” şöyle anlatıyor: Uhud Savaşında, Resûl-i Ekrem Efendimiz, benim yanımda kalkan bulunmadığını gördü. Etrafına baktı. Ve bir sahabiye; “Ey kalkan sahibi! Kalkanını, çarpışana bırak” diye seslendi. O da emre uydu. Kalkanını bıraktı. Resulullah Efendimiz o kalkanı aldı. Ve bana uzattı. Ben de…

Devamını oku

Ah köyüm, güzel köyüm…

Ah köyüm, güzel köyüm… “Yolu köyümüzden geçip de akşama kalan kimseyi, herkes kendi evinde misafir etmek için çağırırdı…”     Ah köyüm güzel köyüm… Yurdumuzun her bir yerinin âdet ve töreleri birbirinden özeldir elbet… Bizim köyümüzde de ne âdetlerimiz vardı bir bilseniz… Hepsi birer birer yok oluyor da üzülüyor âdeta…

Devamını oku