İnsanlardan bir şey beklememeli

İbrâhîm-i Havvâs hazretleri; “Hızır aleyhisselâm benimle arkadaşlık etmek istedi. Ben istemedim. Tevekkülümün azalmasından korktum” buyurmuştur…Tevekkülün esası, insanlardan bir şey beklememek, sebeplere güvenmemek, her şeyi, yalnız Allahü teâlâdan beklemektir. İbrâhîm-i Havvâs hazretleri; “Hızır aleyhisselâmı gördüm. Benimle arkadaşlık etmek istedi. Ben istemedim. Kalbimin ona güvenerek, tevekkülümün azalmasından korktum” buyurmuştur.Bir Müslümân; dünyada azîz,…

Devamını oku

Din, kadere inanmak ve kanâ’at etmektir

İslâmiyet, kadere inanmak ve kanâ’at etmektir. Fakat kader, bazılarının zannettiği gibi çalışmamak, fazla istememek değildir. Kader, insanların ne yapacağını, Allahü teâlânın önceden bilmesi demektir. Allahü teâlâ, çalışmayı emrediyor, çalışanları övüyor. Nisâ sûresinin 94. âyetinde meâlen;(Cihâd edenler, çalışanlar, uğraşanlar, oturduğu yerde ibâdet edip cihâd etmiyenlerden dahâ üstündürler, dahâ kıymetlidirler) buyuruldu. Resûlullah…

Devamını oku

Allahü teâlânın taksîmine râzı olmalı

Müslüman, emredilen sebepleri yapıştıktan sonra,Allahü teâlânın irâdesine, ezeldeki takdirine ve taksimine teslîm ve râzı olmalıdırİnsan, kazandığına kanâ’at etmeli, Allahü teâlânın taksîmine râzı olmalıdır. Çünkü;(Kanâ’at eden doyar) buyurulmuştur. Allahü teâlâ, beş şeyi, beş şey içine koymuştur. Bu beş şeyi alan, içindekine kavuşur:“İzzeti, şerefi, ibâdete; zilleti, sefâleti, günâha; ilmi, hikmeti, çok yimemeye;…

Devamını oku

Kanâ’at, uyuşuk olmak değildir

Kanâ’at; kişinin kendi hakkından vaz geçmesi, uyuşuk olması demek değildir. Kanâ’at, hakkına, kazandığına râzı olup, başkasının hakkına saldırmamak demektir. Kanâ’ati böyle bilmek ve inanmak, insanları uyuşturmaz, aksine çalışmaya, ilerlemeye teşvîk eder. Hergünkü hâlinden memnûn olmak, her hâlinden Allahü teâlâya şükretmek, kanâ’at sâhibi olmak demektir. Kendinden dahâ iyi mevkide, kendinden dahâ…

Devamını oku

Allahın takdirine rızâ göstermek

Muhammed Ma’sûm hazretleri buyurdu ki: “İnsâna gelen hastalıklar, elemler, takdîr-i ilâhî ile gelmektedir. Râzı olmak lâzımdır. İbâdetlere devam, elemlere, hastalıklara sabredilmelidir…”Allahü teâlâdan gelen her şeye râzı olmaya, Rızâ denir. Hatta Allahü teâlâdan bir felâket gelse, ona da rızâ göstermek, kimseye şikâyet etmemektir. Bu hâl, her insanın yapabileceği bir iş değildir.…

Devamını oku

Sâlih, iyi kul olmak

“Sâlih Müslümanlar, Allahü teâlânın hükmüne boyun eğerler, belâlara sabır, aza kanâat ederler. Allahü teâlâdan başkasından korkmazlar ve kimseden bir şey beklemezler…”İmânı olup, İslâmiyete uyan ve Allahü teâlânın sevgisini kazanmaya çalışanlara, sâlih kul denir. Ahmed Rıfâî hazretlerine “sâlih kul nasıl olur” diye sorulunca, buyurur ki: “Sâlih Müslümanlar, Allahü teâlânın hükmüne boyun…

Devamını oku