Nefsini seven, onun kulu olur

Hep, kendi isteklerinin arkasında giden bir kimse, kendi keyfine, arzûsuna esîr demektir. Bu kimse, kendi nefsinin kölesidir ve hep, mel’ûn şeytânın emirlerini, isteklerini yapar. Nefsinin kötü arzûlarına, zevklerine kavuşmak için çalışıp para kazanmak ve çalışırken helâli harâmdan ayırmamak, başkalarının haklarına saldırmak, onlara olan borçlarını ödememek, dünyâya düşkün olmayı gösterir. Dünyâya…

Devamını oku

Mazlûmun âhı yerde kalmaz

Dünyâya milyarlarca insan gelmiş ve bir müddet yaşadıktan sonra, hepsi de ölüp gitmişlerdir. Bunlardan bâzıları zengin, bâzıları fakîr, kimi güzel, kimi çirkin, kimi zâlim, kimi de mazlûm imiş. Ama o hâllerinin hepsi de, geçmiş ve unutulmuştur. Mazlûm, zulüm görmüş, zulme uğramış, hâlim, selim, sakin, sessiz kimse demektir. Zâlim ise, zulmeden…

Devamını oku

Şükredince ni’metler artar

Şükür, bütün ni’metleri İslâmiyete uygun olarak kullanmak demektir. Ni’met, insana faydalı olan şey demektir. Allahü teâlâya şükretmek ise, Onun dinini kabûl etmek, emrettiklerini yapmak, yasak ettiklerinden de sakınmak demektir. Cehennemden kurtulmak için, itikâtta ve amelde, Muhammed aleyhisselâma uymaktan başka çâre yoktur. İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık îcâbıdır.…

Devamını oku

Îmânı olan, Cehennemde kalmaz

Mü’minlere mükâfât ve ni’met için hâzırlanmış olan Cennet ve kâfirlere azâb için hâzırlanmış olan Cehennem, şimdi vardır. Her ikisini de, Allahü teâlâ, yoktan var etmiştir. Kıyâmette her şey yok edilip, tekrâr yaratıldıktan sonra ebedî olarak varlıkta kalacaklar, hiç yok olmayacaklardır. Suâl ve hesaptan sonra, mü’minler Cennete girince, burada sonsuz kalacaklar,…

Devamını oku

İbâdetin devamlı olanı makbuldür

Namâzın ve bütün ibâdetlerin nasıl yapılacağını, yaparken nelere uyulacağını Allahü teâlâ Peygamberine bildirmiştir. Peygamber efendimiz de, bunları, öğrendiği gibi Eshâbına bildirmiş ve kendi de yapmıştır. Farzları, vâcibleri ve harâmları, Peygamber efendimiz bile değiştirmemiştir ve değiştiremez. Din imâmlarımız bunların hepsini Eshâb-ı kirâmdan  görerek ve işiterek anlamışlar ve kitâplarına yazmışlardır. Allahü teâlâya…

Devamını oku

İnsanı neticeye, sabır ulaştırır

Sabır; yüzü ekşitmeden başa gelen dert ve musîbeti yudum yudum içine sindirebilmektir. Sabır; emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlerde tahammül etmek, katlanmaktır. Abdullah Mürteiş hazretleri; “Bütün işlerin netîcesinin sıhhatli ve faydalı olabilmesi için iki şart vardır: Sabır ve ihlâs” buyurmuşlardır. Sabır, dinin yarısı, namaz ise dinin direğidir.…

Devamını oku