İslâmiyette îmân etmek esâstır

İslâmiyette esas olan, inanmak, îmân etmektir. Îmân ise, kalbin inanması demektir. İnanılacak ve yapılacak şeylerin neler olduğunu bilmek için, önce ilim lâzımdır. Bunları öğrenip îmân ettikten sonra, ameldeki kusûrlar affolabilir. Zira dînimiz, amel edilmese bile, îmân etmenin insana faydalı olduğunu, âhırette Cehennem azâbından kurtaracağını bildirmektedir. Fakat îmân etmeden yapılan amellerin,…

Devamını oku

Îmân etmek kolay, korumak zor

Müslüman olmayan herhangi bir kimsenin îmân etmesi, zor değildir, hatta çok kolaydır. Mahlûklardaki hesaplı nizâma, düzene bakmak ve bunlardaki incelikleri düşünmek, zaten herkese vâcibdir. Atomdan güneşe kadar bütün varlıklardaki düzen, birbirlerine bağlılıkları, bunların kendiliklerinden tesâdüfen var olmadıklarını, bilgili, hikmetli ve sonsuz kuvvetli bir varlık tarafından yaratıldıklarını açıkça göstermektedir. Aklı başında…

Devamını oku

Bana bir harf öğretenin kölesi olurum

Hazret-i Ali, Peygamber efendimizin amcası Ebu Talib’in oğlu, Hulefa-i raşidinin ve Cennetle müjdelenen on kişinin dördüncüsüdür. Resûlullah efendimizin damadı, Ehl-i beytin birincisidir. Künyesi Ebü’l-Hasen ve Ebu Türabdır. Puta tapmadığı için Kerremallahü Vecheh; kahraman ve cesur olmasından, dönüp dönüp düşmana saldırmasından dolayı Kerrar; Allahü tealanın arslanı manasına Esedullah-il-Galib ve Haydar; Allahü…

Devamını oku

Sana bir hâtun nasip olacak ki…

Hazret-i Osmân, Müslüman olmadan önce ticâretle uğraşırdı. Zengin bir tüccar olup, mükemmel ve zarif bir cemiyet insanı idi. Kabîlesi arasında geniş bir çevresi ve büyük îtibârı vardı. İslâmiyet gelmeden önce, hazret-i Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi. Ona karşı içten bir sevgi besler, iş husûsunda da görüşüp konuşurlardı.…

Devamını oku

İbâdetlerin de sureti ve aslı vardır

İslâmiyetin sûreti ve hakîkati vardır. Bu ikisine birlikte din denir. Sûret denilen dînin bilinen emirleri ve yasaklarıdır. Hakîkat de, İslâmiyetin içyüzüdür. Kabukla özün her biri, İslâmiyetin parçasıdır. Zâhir bilgileri edinen âlimler, İslâmiyetin yalnız kabuğunu öğrenmişlerdir. Ulemâ-i râsihîn ise, İslâmiyetin kabuğunu ve özünü birlikte elde etmişler, sûret ile hakîkati bir araya…

Devamını oku

İnsanlar Allahü teâlânın ıyâlidir

Bir insanın başka bir insana yardım, iyilik etmesi Allahü teâlânın en çok sevdiği bir hâldir. İyilik, para, vücut, fikir yardımı ve çeşitli yollarla olur. İnsanın elinden hiçbir yardım gelmezse, Allahü teâlânın kullarına, güler yüz gösterirse, onun bile sevâbı vardır. Allahü teâlâ; (Benim kullarıma yardım edene, ben fazlasiyle yardım ederim) buyuruyor.…

Devamını oku