Yolumuzun temeli sohbettir

Sohbet, bir kere de olsa, berâber bulunmak demektir. Hazânetür-rivâyâtta diyor ki: “Din âliminin bir saat kadar sohbetinde bulunmak, yediyüz sene ibâdet etmekten daha hayırlı olduğu Mudmerâtta yazılıdır.” Hazret-i Alî’nin, bizzat Resûlullah efendimizden işiterek bildirdiği hadis-i şerifte; (Kırk gün içinde bir âlim meclisinde bulunmayan bir kimsenin kalbi kararır. Büyük günâh işlemeye…

Devamını oku

Beni bilen bilir, bilmeyen bilsin ki…

İslâmiyetten önceki Mekke toplumunda doğup büyüyen hazret-i Ömer, çok heybetli, cesur ve kuvvetli idi. Hitâbetinin üstünlüğü ve ata binmekteki mahareti ile meşhûr olmuştur. Müslüman oluşu şöyle anlatılır: Hazret-i Hamza’nın îmâna gelişi, Müslümanları sevindirmiş, müşrikleri ise üzmüştü. Müşriklerin ileri gelenleri; -Muhammed’in adamları çoğalıyor. Bunu önlemeye çare bulalım, derler. Ebû Cehil; -Muhammed’i…

Devamını oku

İnsanın ölüm ânındaki hâli

İmâm-ı Gazâlî hazretleri, insanın ölüm ânındaki hâlini, rûhun bedenden ayrılışını şöyle anlatmaktadır: “Allahü teâlâ, insanı hayâtı boyunca, dünyâda durdurur. Belli olan eceli gelinceye, rızkı tükeninceye ve ezelde takdîr edilmiş olan amelleri bitinceye kadar, dünyâda durur. Dünyâdaki ölümü yaklaştığı vakit, dört melek gelir. Bunların biri, rûhunu sağ, diğeri sol ayağından ve…

Devamını oku

İman etmekte tereddüt etmedi…

Hazret-i Ebû Bekir’in Müslüman oluşu ile ilgili çeşitli rivâyetler mevcuttur. Bir rivâyete göre hazret-i Ebû Bekir, ticâret maksadıyla Yemen’e gider. Orada Ezd kabilesinden, çok kitap okumuş ve yaşlı bir ihtiyâra rastlar. Bu ihtiyâr hazret-i Ebû Bekir’e bakıp; -Zannederim ki sen Mekke halkındansın, der. Hazret-i Ebû Bekir; -Evet, öyledir, der ve…

Devamını oku

Rehber, ehl-i sünnet âlimleridir

İnsanın diğer varlıklardan en büyük farkı, rûhunun bulunması, düşünebilmesi, bütün olayları aklı ile muhâkeme edebilmesi, karar vermesi, bu kararı uygulayabilmesi, iyilik ve kötülüğü ayırabilmesi, hatâ işlediğini anlayabilmesi, bunun için pişmanlık duyması ve benzeri gibi üstünlüklerdir. İnsan, kendisine verilen bu özellikleri, kendi başına ve hiçbir rehber, yol gösterici olmadan, kullanamamış, kendi…

Devamını oku

Her evliyâ, rehber olamaz!..

Bir kimse, hiç kitâp okumadan ârif, velî olabilir. Hatta âyet-i kerîmeleri bile tefsir edebilir. Fakat böyle bir kimse, insanlara rehber olamaz, yol gösteremez ve buna da tâbi olunmaz. Çünkü rehberin, din ilimlerinde ictihâd derecesine yükselmiş olması ve ma’rifette yani Allahü teâlâyı tanımanın, vilâyet-i hâssa-i Muhammediyye denilen mertebesinde bulunması lâzımdır. Rehberin…

Devamını oku