‘Müceddid’ ne demektir?

Her asırda bir, dîni kuvvetlendiren, bid’atleri yok eden müceddid zâtlar gelir. Bin senede bir gelen müceddidler de vardır.

“Müceddid”, sözlükte tecdîd eden, yenileyen demektir. Mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı kerîmden sonra en doğru, en fazîletli, en üstün, en kıymetli kitâb olan Sahîh-i Buhârî’de zikredilen bir hadîs-i şerîfte buyurulmuştur ki: “Her yüz yılda bir müceddid gelir, dîni kuvvetlendirir.” [Buhârî] Sünen-i Ebî Dâvûd‘da zikredilen bir hadîs-i şerîfte ise; “Her yüz senede bir müceddid zâhir olur (ortaya çıkar). Ümmetimin işlerini yeniler” buyurulmuştur.

Her asırda (yüzyılda, 100 senede) bir, dîni kuvvetlendiren, bid’atleri yok eden müceddid zâtlar gelir. Bin (1.000) senede bir gelen müceddidler de vardır.

“Bu müceddidler; câhiller ve dîn düşmânları tarafından, Müslümânlar arasına sokulmuş olan hurâfeleri, bid’atleri, yanlış inançları temizleyip, kendilerinden bir şey ilâve etmeden, dîni eski hâline getiren âlimlerdir. Meselâ, sultânlar içinde Ömer bin Abdülazîz; dîn bilgilerinde İmâm-ı Şâfiî; tasavvufta şeyh Ma’rûf-i Kerhî; esrâr bilgilerinde İmâm-ı Gazâlî; feyz vermekte ve hârikalar, kerâmetler göstermekte, seyyid Abdülkâdir-i Geylânî; hadîs ilminde İmâm-ı Süyûtî; tarîkat, hakîkat ve akâid bilgilerinin inceliklerini açıklamakta ve kalplere akıtmakta İmâm-ı Rabbânî müceddid idiler. Hepsi, İslâmiyet’in yayılmasına, kuvvetlenmesine hizmet etmişlerdir.” (Seyyid Abdullah-i Dehlevî, Mekâtîb-i şerîfe)

Dünyâda elbette evliyâ bulunur. Din kitaplarında “birler”, “üçler”, “yediler”, “kırklar”, “beş yüzler” gibi adlandırılan “Evliyâ” vardır. “Ebdâl” denilen evliyâ, her zaman bulunur. Bu konudaki dört hadîs-i şerîf meâli şöyledir:

“Her asırda sâlihler bulunur. Bunlar beş yüz kişi olup kırkı ebdâldir.” [Ebû Nuaym]

“Yeryüzünde her zaman [ebdâllerden] kırk kişi bulunur. Her biri, İbrâhîm aleyhis-selâm gibi bereketlidir. Bunların bereketiyle yağmur yağar.” [Taberânî]

“Dünyâ, ebdâller sâyesinde ayakta durur. Allahü teâlânın yardımı onların bereketiyle gelir.” [Taberânî]

Bu evliyâ zâtları, herkesin tanıması elbette zordur. Zâten ben evliyâyım diyen, velî olmaz. Evliyâ, kendilerini gizlerler. Bunun için evliyâyı tanımak zordur. Bugün, açıkça ben evliyâyım diyen bazı sahtekârlar olabilir. Hattâ bazı kimseler, “Bizim hocamız hâtemül-evliyâdır, son velîdir. Artık başka velî gelmez” diyenler oluyor. Bunların sözleri de yanlıştır.

Son devrin büyük âlim ve velîlerinden olan Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyurmuştur ki:

“Bu zamanda, beş vakit namazını kılan, harâmlardan sakınan; umûmî evliyâ sınıfına dâhil olur. Bir de husûsî evliyâlık vardır. Bu, tasavvuf yolunda ilerleyenlere, Rabbimizin ihsân ettiği derecelerdendir. İşte, bu zamanda böyle evliyâ yok gibidir.”

“Hakîkî mürşid olan evliyâ, kıyâmete kadar mevcûd olacaklardır. Onlar, ilim ve ihlâs sâhibi olan tâliplere, kendilerini tanıtırlar. Düşmânlardan, ahmaklardan saklanırlar…” (Hak Sözün Vesîkaları) [Yarınki makâlemizde, inşâallah konuya devâm edelim.]

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın önceki yazıları…


Comments are closed.