Şabân ayının fazîleti -2-

“Resûlullahın Eshâbı, Şa’bân ayının hilâlini görünce, Mushaf-ı şerîf üzerine kapanıp, Kur’ân-ı kerîm okumaya devâm ederlerdi…”

Enes bin Mâlik (radıyallahü anh), Eshâb-ı kirâmın, Şa’bân-ı muazzam ayında neler yaptıklarını anlatmıştır. Buyurmuştur ki:

Resûlullahın Eshâbı, Şa’bân ayının hilâlini görünce, Mushaf-ı şerîf üzerine kapanıp, Kur’ân-ı kerîm okumaya devâm ederlerdi.

Müslümânlar bu ayda, mâllarının zekâtını çıkarıp, Ramazân-ı şerîfte oruç tutacaklara kuvvet ve kudret bahşetmek için, fakîr, miskîn ve zayıflara verirlerdi.

Vâlîler ve Hâkimler, zindân ve hapishânelerde olanları huzûrlarına getirtip cezâlarını hafîfletir veya serbest bırakırlardı.

Tüccâr, alacaklarını alır, borçlarını da öderlerdi… Ramazân hilâlini (ayını) görünce de gusledip, i’tikâfa çekilirlerdi…

Bilindiği üzere Cenâb-ı Hak, ezelde, hiçbir şeyi yaratmadan önce her şeyi takdîr etmiş, dilemiştir. Bunlardan bir yıl içinde olacak (doğumlar, vefâtlar, terfî’ler, tenzîller, ameller, ömürler, ölüm sebepleri gibi) her şeyi, Şa’bân ayının onbeşinci (Berât) gecesinde meleklere bildirir. İşte Kur’ân-ı kerîm, Levh-i mahfûza o gece inmiştir.

Bunlar, Duhân sûresinin 1-6. âyet-i kerîmelerinde bildirilmektedir. Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki:

“Hâ Mîm, (Helâl ile harâmı ve sâir hükümleri apaçık bildiren bu) Kitâba (Kur’ân-ı Kerîme) yemîn ederim ki, gerçekten biz onu [Kur’ânı] mübârek bir gecede indirdik. Muhakkak biz, (hak dîn İslâm’dan yüz çeviren) insanları uyaranlarız. (O, öyle bir gecedir ki, bu geceden gelecek senenin aynı gecesine kadar rızıklar, eceller ve benzeri) her hikmetli iş, katımızdan bir emir ile o zaman ayrılır. Hakîkat biz, Rabbinden bir rahmet (eseri) olarak (Peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki Allahü teâlâ, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi de) kemâliyle bilendir…” [Duhân Sûresi, 1-6]

Tefsîrlerde Kur’ân-ı kerîmin, topluca Levh-i mahfûza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Bilindiği gibi, Kur’ân-ı kerîmin iki türlü inişi vardır: Birincisi Levh-i mahfûza inişi, diğeri de semâ-i dünyâya ve oradan Peygamber Efendimize inişi. Birincisi Berât gecesinde olmuş, ikincisi ise Kadir gecesinde başlamıştır. [İnşâallah Berât gecesiyle ilgili yazacağımız makâlemizde, bundan genişçe bahsedelim.]

Her sene, Şa’bân ayının on beşinci (ya’nî Berât) gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, ya’nî her şey Levh-i mahfûza yazılır…

Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bu gece çok ibâdet, çok duâ ederdi. “Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineş-şirki beriyyen la kâfiren ve şakıyyen” duâsını da çok okurdu. (Mevlânâ Muhammed Rebhâmî, Riyâdun-Nâsıhîn)

Bir rivâyette, Hazret-i Âişe validemiz, “Yâ Resûlallah, Allahü teâlâ, seni günâh işlemekten muhâfaza buyurduğu hâlde, neden Berât gecesinde çok ibâdet ettin?” diye sordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz buyurdu ki:

(Yâ Âişe!) Ben, şükredici bir kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece, herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece, herkesin amelleri, Allahü teâlâya arz olunur.” [Abdülkâdir Geylânî, Gunyetü’t-Tâlibîn]

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın önceki yazıları…


Comments are closed.