Sadaka vermenin önemi

Malı çok olup da zekât, sadaka vermeyen kimse, sıkıntı içinde yaşar. Sadaka verenin mâlının bereketi artar. Az mâlı çok iş görür.

“Sadaka” kavramı; farz olan “zekât”ı, zenginler için edâsı vâcip olan “sadaka-ı fıtr”ı ve nâfile olan “infâk”ı içine alan geniş bir terimdir. Mükellef bir Müslümânın; îmânında ve ikrârında, samîmî olduğunun delîlidir.

Zekât, sadaka-ı fıtır ve infâk, kullara imtihân için verilmiş olan mâlın üzerine terettüp eden amellerdir.

Cenâb-ı Hak, mal ile insanı imtihân ediyor. Nitekim Tevbe sûresinde buyuruyor ki: “Eğer ebeveyniniz, çocuklarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, kabîleniz, elinize geçirdiğiniz mâl­lar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz alışveriş, hoşlandığınız evler, size Allah’dan, Resûlü’nden ve Allah yolundaki cihâddan daha sevgili ise, Allahü teâlânın azâbını bekleyiniz.”

İster farz, ister vâcip, ister nâfile olsun, mâlî ibadetlerini edâ eden mükellef bir Müslümân, îmânında sâdık demektir. Şurası da unutulmamalıdır ki; sadakayı terk eden kimse, dünyevî hırs ve tamah içerisinde mahv u perîşân olur. Firâset sâhibi mü’minler, sadakaya riâyet ederek, İslâmiyete sadâkat gösterirler.

Mâlının zekâtını vermeyenin mâlını Allahü teâlâ korumaz. Sadaka vermeyen âfiyet üzere olmaz.

Hadîs-i şerîflerde buyurulmuştur ki:

“Ölmeden önce tevbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya mâni çıkmadan önce, acele ediniz. Zekât ve sadaka vermekte acele ediniz.” [İbn-i Mâce]

“Sadaka vermekte acele ediniz; çünkü belâ sadakayı geçemez.” [Beyhakî]

“İyilik ömrü artırır, sadaka günâhları giderir ve kötü ölümden korur.” [Taberânî]

“Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günâhları yok eder.” [Tirmizi]

“Bir hurma bile olsa sadaka veriniz! Çünkü suyun ateşi sön­dürdüğü gibi, sadaka da günâhları yok eder.

“Sadaka şer kapılarından yetmiş kapıyı kapatır.

“İyilik etmek, kötülük kapılarını kapar.

“Hastalarınızı sadaka ile tedâvî ediniz. Sadaka, her hastalığı ve belâyı defeder.” [Beyhakî]

Hazret-i Lokmân Hakîm, oğluna buyurdu ki:

“Günâh işlediğin zaman, hemen arkasından sadaka ver ve tevbe et.”

Mâlı çok olup da zekât, sadaka vermeyen kimse, sıkıntı içinde yaşar. Sadaka verenin mâlının bereketi artar. Az mâlı çok iş görür.

Hadis-i şerifte: “Gizli-açık çok sadaka verin ki, rızkınız bollaşsın, yardıma mazhar olasınız ve duânız kabûl edilsin” (İbn-i Mâce) buyuruluyor.

Büyük âlim ve velîlerden İmâm-ı Rabbâni hazretleri de buyurdu ki:

“Farz ibâdetin yanında nâfile ibâdetin hiç kıymeti yoktur, deniz yanında damla bile değildir. Mel’ûn şeytân, müminleri aldatarak, farzları küçük gösteriyor, nâfileyi teşvîk ediyor. Zekât verdirmeyip nâfile sadakayı güzel gösteriyor. Hâlbuki bir altın zekât vermek, yüz bin altın sadaka vermekten daha sevâptır.” [Müjdeci Mektuplar]

İlim tahsîli yapılan yerlere, gerek zekât, fıtra, adak ve akîka, gerekse sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazâlardan belâlardan korur. Dünyâda, sıhhat ve âfiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan cihâd ve ilim yayma sevâbına da kavuşulur. Böylece yardım yapan kişi, hem dünyâda, hem de âhirette çok büyük nimetlere kavuşmuş olur.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın önceki yazıları…


Comments are closed.