Şirkten, küfürden korunmak için…

Müslüman, kendisini küfürden muhafaza etmesi için, Allahü teâlâya çok dua etmelidir.

Sual: Bir Müslüman, imanı gideren bir şey yaptığında, bundan tövbe etmek için ne yapması lazımdır?

Cevap: İmanının gitmesine sebep olan şeyden tövbe etmedikçe, yalnız Kelime-i şehâdet söylemekle, namaz kılmakla, Müslüman olmaz. İmanın gitmesine sebep olan şeyi yaptığını inkâr etmesi de tövbe olur. Tövbe etmeden ölürse, Cehennemde sonsuz olarak azap görür. Küfürden çok korkmalı, az konuşmalıdır. Hadis-i şerifte;

(Hep hayırlı, faydalı konuşunuz. Yahut susunuz!) buyuruldu.

Ciddi olmalı, latifeci, oyuncu olmamalıdır. Dine, akla, insanlığa uygun olmayan şeyler yapmamalıdır. Kendisini küfürden muhafaza etmesi için, Allahü teâlâya çok dua etmelidir. Hadis-i şerifte;

(Şirkten sakınınız. Şirk, karıncanın ayak sesinden daha gizlidir) buyuruldu.

Bu hadis-i şerifteki şirk, küfür demektir. Bu kadar gizli olan şeyden korunmak nasıl olur denildiğinde;

(Allahümme innâ ne’ûzü bike en-nüşrike-bike şey’en na’lemühu ve nestagfirüke limâ lâ-na’lemühu duâsını okuyunuz!) buyuruldu. Bu duayı sabah, akşam çok okumalıdır.

Sual: İnkâr edenlerin ahıretteki azaplarının sonsuz olmasının sebebi, hikmeti nedir?

Cevap: İnkâr edenlerin, Cehennemde sonsuz azap görecekleri, Cennete hiç girmeyecekleri söz birliği ile bildirilmiştir. Kâfir, dünyada sonsuz yaşasaydı, sonsuz kâfir kalmak niyetinde olduğu için, cezası da sonsuz azaptır. Allahü teâlâ, her şeyin hâlikı, yaratanı, sahibidir. Mülkünde dilediğini yapması hakkıdır. Ona, niçin böyle yaptın demeye kimsenin hakkı yoktur. Bir şeyin sahibinin, o şeyi dilediği gibi kullanmasına zulüm denmez. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerimde, zalim olmadığını, hiçbir mahlukuna zulüm yapmadığını bildirmektedir.

Sual: Önceden Müslümanlar dinlerini, vatan sevgisini, medreselerde, dergâhlarda öğrenirlerdi. Peki sonra bunlar ne oldu?

Cevap: Osmanlılar zamanında gençler, dinlerini ve vatan sevgisini öğrenmek için, bir âlimin, bir velînin etrafına toplanırlardı. Büyük âlimlerin gösterdiği yola Tarikat denildi. Tarikatlar her tarafa yayıldı. Müslümanlar ve vatan sevgisini öğrenen gençler çoğaldı. Devletleri ele geçiren masonlar, bu hâli görünce, tarikatlara dinsiz kimseleri karıştırdılar. Hakiki Müslümanlar azalıp, kalmayınca, tarikatlar, dinsizlerin, ahlaksızların elinde kaldı.

Osman Ünlü’nün önceki yazıları…


Comments are closed.