Tarifsiz bir hisle ağlaşıp gözyaşları döktüler…

Tarifsiz bir hisle ağlaşıp gözyaşları döktüler…




Mehmet Efendi, evinin sultanı Nene Gelin’i de alarak konu komşuyla vedalaşmaya çıktı…

 

Esma ana canından can olan evlatlarının üzerine kol kanat gerdi, en güzel şekilde ilim, irfan sahibi birer evlat olarak yetiştirdi. Bunlardan Nefise Hanım, Çeperli’den Ekrem Bey’in oğlu Tuğrul Bey’le, evlenip oraya gelin gitmişti. Senelerce Nene Hatun gibi köyün çocuklarını okutmuş, milletin duâsını almıştı.

Şimdi de bu Çeperli köyünde sonu meçhul bir yolculuğa hazırlanıyordu Osman Bedreddin Efendi. Güya onlara yardıma gelmişti. Zihnindeki muharebelerden kurtulup da ablasına yardım edecek mecal bulamıyordu. Her aile kendi derdindeydi.

Onları uzaktan seyredip acıyla kıvrandı.

“Allahü teâlâ beterin beterinden muhafaza buyursun. Bugünleri bir daha bu millete göstermesin…” diyerek bütün kalbiyle duâ etti.

                              ***

         AH ŞU AYRILIK OLMASAYDI!..

Ne yapacaklarını da bilmiyorlardı. Bu hesapta olmayan işler hakkında doğru malumat sahibi de değillerdi. Birçok din ve devlet adamlarını gezdi, istişare etti, bir sürü bilgi topladılar da neye yaradı ki; hepsi hazandı. Tek tek dökülüverdi umutlarının yaprakları.

Şu yaylalar olmasaydı,

Çiçekleri solmasaydı.

Ölüm Allah’ın emri de,

Ah ayrılık olmasaydı!

Mehmet Efendi, göç hazırlıklarını tamamlayınca pek sevdiği hayat arkadaşı, evinin sultanı Nene Gelin’i de alarak konu komşuyla vedalaşmaya çıktı. Hanımlar kendi aralarında erkekler de birbirleriyle kucaklaşıp helallik istediler. Etin tırnaktan ayrılmasının acısı gibi tarifsiz bir hisle sessizce ağlaşıp, gözyaşları döktüler.

Anacığı Zeliha Hanım, elinde tülbent, iki gözü iki çeşme, yaşlarını silip silip söylüyordu:

      

Kuşburnular boğum boğum,

Kaç yerine vurdum düğüm.

Nene’m, ayrılık var bugün.

Nene’m Nene’m, canım Nene’m.

Ben derdimi kime dökem?

Nene Gelin bu, hiç altta kalır mıydı? O da muhterem anacığına cevap verdi:

Kara yerler, serin olur,

Kazdıkça da derin olur.

Oraya giden kayıp olur.

Anam anam, dertli anam.

Ben hâlimi kime yanam?

Bütün Çeperli kadınlar dertli; ağlaya ağlaya perişan olmuş, gözleri kanlanmıştı. Tam bu sırada Seyyidet Nefise Hoca Hanım geldi. Sesler bıçakla kesilmiş gibi durdu.

– Muhterem ablalarım, bacılarım, kardeşlerim! “Nasılsınız” demeyeceğim! Her şey ortada!

– “İyiyiz” diyecek hâlimiz mi var Hoca Hanım?

– Haklısınız ama bu durumda bile yapmamız lazım gelenler olur mutlaka!

– Ne iş, ne aş, ne de eş kaldı! Huzur ha keza! Tarumar olduk!

– Kıymetli komşularım, kısaca bir şey arz etmek istiyorum.

– Buyurun Hocam.

– Uzun zamandır komşuluk yapıyoruz. Evlatlarınızı okutmak bana nasip oldu. Rabbim ömür ve fırsat verirse yine devam ederiz. Şimdi büyük bir imtihandan geçiyoruz. Önce sabır imtihanı. Nene Gelin! Seyyid Merâmî hazretlerinin Seyyidet kerimeleri geldiğinde medresede size ne okutmuştu? DEVAMI YARIN