Zeyyâd Mehmed Efendi

Zeyyâd Mehmed Efendi, İstanbul’daki evliyânın büyüklerindendir. 1205 (m. 1790)’da vefât etti. Etyemez semtindeki Kadem-i şerîf dergâhı bahçesine defnedildi. Sohbetlerinde, evliyanın hallerinden ve nasihatlerinden anlatırdı. Buyurdu ki:

Mâlik bin Enes, kendisinden nasihat isteyen bir kimseye; “Allahü teâlâdan kork! Allahü teâlânın sana lütfettiği nûru, günah işlemek sûretiyle söndürme!” buyurdu.
İmâm-ı Şafiî bir nasihatinde; “Allahü teâlânın, kalbini açmasını, nurlandırmasını isteyen kimsenin, kendisini alâkadar etmeyen mevzûlarda konuşmaması, günahları terk etmesi, onlardan uzak durması lâzımdır. Kim iyi ameller işlerse, Allahü teâlâ, başkasına nasîb etmediği şeyleri o kimseye nasîb eder” buyurdu.
İbn-i Vaddâh anlattı: Akşam ile yatsı arasında büyük zâtlardan birinin huzûruna girdim. Ona; “Bana nasihatte bulun” dedim. Bunun üzerine bana nasihatte bulunup; “Allahü teâlâdan kork! Ana-babana itaat et! Onlara iyilikte bulun! Kur’ân-ı kerîmi çok oku! Bunu hiç ihmâl etme! Mümkün mertebe insanlardan uzak kal! Çünkü, hased de, nemime de (söz taşımak) hep iki veya daha fazla insan arasında olmaktadır. Fakat, yalnız ve tek başına olan kimse, bu durumlardan nefsini korumuş olur” buyurdu.
Ben de şunu nasihat ederim: Kişinin, zâhirî ilimlerden herkesin bilmesi lâzım olan; namaz, oruç gibi farz-ı ayn olan vazîfelere dâir bilgileri öğrenmesi ve bilmesi zarurîdir. Çünkü kalblerin aydınlanması, kalblerin huzûru ve Allahü teâlânın rızâsı bunları öğrenip, yapmaktadır. Bu husûsta Mâlik bin Enes’in sözü ne güzeldir Bir kimse gelip. Mâlik bin Enes hazretlerinden bâtın ilmi ile ilgili bir şey sordu. Mâlik bin Enes, onun bu suâlini hoş karşılamadı ve ona; “Bâtın ilmi, zâhir ilmini öğrendikten sonra öğrenilir. Zâhirî ilimleri öğrenmiş olan, bâtın ilmini öğrenir. Zâhirî ilimleri öğrenip, onlar ile amel eden kimseye, Allahü teâlâ bâtın ilmini açar. Bâtın ilmi, ancak kalbin açık olup nurlanması ile elde edilir” buyurup, suâli soran şahsa döndü ve şöyle dedi: “Sen, açık ve zâhir olan şeylere sarıl! Bilinmeyen yollara girmekten sakın! Bildiğin şeylere yapış, bilmediklerini, anlayamadığın şeyleri bırak!” buyurdu.
Bu mübarek zat, vefat ederken buyurdu ki: “Ey kardeşim! Kendine takvâyı azık edin. Çünkü takvâyı kendisine sermâye edinen kimse, pekçok hayır ve iyiliklere nail olur.”

Comments are closed.