Nefs, hevâ, nefsin arzu ve istekleri, şeytan ve dünya, insanın dört düşmanıdır.
Ali Nebtîtî hazretleri büyük velilerdendir. 1495 (H.901) senesinde, Mısır’da vefat etti. Ebü’l-Abbâs Gamrî’nin talebesidir. Ondan ilim ve edep öğrendi. Keşf ve kerametleri görüldü. Hızır aleyhisselâm ile görüşürdü. Buyurdu ki: “Hızır aleyhisselâm, kendisinde üç haslet bulunan kimse ile görüşür. Eğer bu üç haslet yok ise, meleklerin ibadetini yapsa bile onunla görüşmez. Üç haslet şunlardır: Birincisi; kişinin her haliyle sünnet-i seniyyeye uyması. İkincisi; kalbinde Müslümanlara karşı kin, düşmanlık, haset ve diğer kötülükleri beslememesi. Üçüncüsü; dünyaya düşkün olmamasıdır.”
Oğluna şu vasiyeti yaptı: Ey oğlum! Sana Allahü teâlânın kitabına, Resûlullah efendimizin sünneti seniyyesine uymayı, itikadını evliyâullahın da bağlı olduğu, Ehl-i sünnet vel cemâat âlimlerinin bildirdikleri doğru itikada göre düzeltmeni tavsiye ederim… Âlimlere, tasavvuf ehline, Kur’ân-ı kerim ehline hürmet et. Vicdanın, için temiz olsun, cömert ve güler yüzlü ol. Başkalarına ihsan ve iyilikte bulun. Allahü teâlânın yarattıklarına eziyet ve sıkıntı verme. Arkadaşlarının hata ve kusurlarını affet, görmezlikten gel. Büyük, küçük herkese nasihat eyle, hırs ve tamâyı terk eyle. Bütün ihtiyaçlarında Allahü teâlâya tevekkül et, güven. Çünkü Allahü teâlâ, kendisine sığınanları mahrum etmez. Herkese bilhassa sana karşı olanlara yumuşaklık, alçak gönüllülük, güler yüzlülük ile davranmaya gayret et. Sana, Rabbinden alıkoyan dünyalığa makam ve mevkiye kalbinin meyletmemesini tavsiye ederim. Çünkü nefs, hevâ, nefsin arzu ve istekleri, şeytan ve dünya, insanın dört düşmanı olup, her birine karşı kullanılacak harp âletleri vardır. Nefsin silahı tokluk, hapishanesi açlıktır. Hevânın silahı, çok konuşmak; sükût, konuşmamak ise, onun zindanıdır. Dünyanın silahı insanlarla fazla beraber olmak, onlar arasında fazla bulunmak, çaresi yalnızlık ve onlardan uzak kalmaktır. Şeytanın silahı gaflet yani Allahü teâlâyı unutmak; ona karşı tedbir, Allahü teâlâyı anmak ve hatırlamak, onun büyüklüğünü düşünmektir. Zikir, Allahü teâlâya kavuşmakta en kısa yoldur.