Hadis-i şerifte “Akıllıya danışıp onu dinleyen, doğruyu bulur, dinlemeyen pişman olur.” buyuruluyor.
Sual: “İslamiyette danışmanın, yanlışları ikaz etmenin ayrı bir yeri vardır” buyuruluyor. Peki, kimlerle istişare yapılır?
Cevap: Maalesef toplumumuzun hangi kesimine bakarsanız bakın -iş adamlarımız, idarecilerimiz, din görevlilerimiz, sade Müslümanlarımız- “En iyisini ben bilirim, benden başka bu işi bilen yoktur. En güzelini ben yaparım” zihniyetini görürsünüz. Herkeste, kendisinden başkasını aşağılama, küçük görme fikri hâkim. Batıda ise, tam tersine; başkasına saygı, insan haklarına riayet, aşağılamama gibi insani değerler zirvede. Son yıllarda çok yaygınlaşan, “Başarılı olma” üzerine yazılmış, Batı menşeyli kitapların ortak ifadesi şu: “İşinizde ne kadar tecrübeli olursanız olun, başkasından fikir almayı unutmayın! Fikir aldığınız kimseler ne kadar çok olursa o kadar başarıyı yakalama şansınız olur.”
Ne garip ki, bizim yapmamız gereken şeyleri onlar yapıyor ve bize de tavsiye ediyorlar. Danışmayı prensip edindikleri gibi, bir yanlışından dolayı birisi kendisini ikaz etmişse, ona kızmak yerine, teşekkür ediyorlar. Bir toplum bu kadar nasıl değişir, değerlerinden nasıl uzak kalır anlaşılır gibi değil.
Halbuki, İslamiyette danışmanın, yanlışları ikaz etmenin ayrı bir yeri vardır. Dinimizde danışmak sünnettir. Danışmak insanı pişman olmaktan koruyan bir kale gibidir. Bir iş yaparken ehline sormaya “meşveret” veya “istişare” denir. Kur’ân-ı kerimde “Yapacağın işi önce meşveret et!” buyuruluyor. (Al-i İmran 159) Yine Kur”an-ı kerimde, iyi kimseler, büyük zatlar övülürken de “İstişare ederek iş yaparlar” buyuruluyor. (Şûrâ 38)
İstişarenin önemi hadis-i şeriflerde de şöyle bildirildi:
“İstişare etmek, pişmanlığa karşı kaledir.” “İstihare eden kimse, mahrum kalmaz, istişare eden pişman olmaz. İktisad eden darlık çekmez.” “Danışan pişman olmaz. İnsanı pişman eden, kendi görüşündeki ısrardır.”
Peki, kimlerle istişare yapılır? Herkesle istişare edilmez. İstişare edilecek kimsede şu vasıflar bulunmalıdır:
İstişare edilen kimse akıllı olmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Akıllıya danışıp onu dinleyen, doğruyu bulur, dinlemeyen pişman olur.” Dost olsa da cahille istişare etmekten sakınmalı, kendini beğenenden de uzak durmalıdır! Tecrübeli, işinin ehli olmalıdır! Çünkü, her şey akla, akıl da tecrübeye muhtaçtır.
Hikmet ehli buyuruyor ki: ” İşlerinde güçlükle karşılaşırsan akıllı kişilerin görüşlerine müracaat et. İstişareden kaçınma! Kendi görüşünle baş başa kalıp pişmanlık duymaktan elbette daha çok iyidir. İstişare, doğru yolu bulmanın ta kendisidir! Her kim ki, kendi görüşünü beğenip başkası ile istişareye muhtaç olmadığını düşünse ve müşavereye lüzum görmese elbette yapacağı işte hata meydana gelir..”