Allahü teâlânın “Sıfat-ı zâtiyye”si altıdır…

Sıfat-ı zâtiyye: Vücûd, Kıdem, Bekâ, Vahdâniyyet, Muhâlefet-ü lil-havâdis ve Kıyâm-ü bi-nefsihî‘dir.

Kâdı Ebû Bekr Bâkıllânî hazretleri büyük âlim ve velîlerdendir. Basra’da doğdu. 1013 (H.403) senesinde Bağdât’ta vefât etti. Zamânında Basra’da bulunan meşhûr âlimlerden ders aldı. Bilhassa kelâm ilminde meşhûr âlim oldu. İmâm-ı Eş’arî hazretlerinin talebeleri zincirinden olup, bu hususta kitaplar yazmıştır. Kitaplarında buyuruyor ki:

Allahü teâlânın (Sıfat-ı zâtiyye)si altıdır. Bunlar: Vücûd, Kıdem, Bekâ, Vahdâniyyet, Muhâlefet-ü lil-havâdis ve Kıyâm-ü bi-nefsihî‘dir.

Vücûd, kendiliğinden var olmak demektir. Kıdem, varlığının öncesi, başlangıcı olmamaktır. Bekâ, varlığı sonsuz olmaktır, hiç yok olmamaktır. Vahdâniyyet, hiç bir bakımdan şerîki, nazîri, benzeri olmamaktır. Muhâlefet-ü lil-havâdis, hiçbir şeyinde, hiçbir mahlûka, hiçbir bakımdan benzemez demektir. Kıyâm-ü bi-nefsihî, varlığı kendindendir, hep var olması için, hiçbir şeye muhtaç değildir, demektir.

Bu altı sıfatın hiçbiri, mahlûkların hiçbirinde yoktur. Bunların, mahlûklara hiçbir sûrette teallukları, bağlantıları da yoktur.

Âlemlerin hepsi yok idi. Hepsini Allahü teâlâ yarattı. Âlemlerin hepsi, mümkindir ve hâdistir. Yâni, yok iken var olabilir ve var iken yok olabilirler ve yok iken var olmuşlardır. (Allahü teâlâ var idi. Hiçbir şey yok idi) hadis-i şerifi, bunu bildirmektedir.

Âlemin hâdis olduğunu gösteren ikinci bir delîl de, âlemin her zaman bozularak değişmesidir. Her şey değişmektedir. Kadîm olan şey ise, hiç değişmez. Allahü teâlânın zatı [yâni kendisi] ve sıfatları böyledir. Bunlar hiç değişmez. Âlemlerin böyle değişmeleri, birbirlerinden hâsıl olmaları, sonsuzdan gelemez. Bir başlangıcı olması, yoktan var edilmiş olan ilk maddelerden, elementlerden hâsıl olmaları lâzımdır. Âlemin mümkün olduğuna, yâni yok iken var olabileceğine başka bir delîl de, âlemin hâdis olmasıdır. Yâni, her şeyin yok iken var olmalarıdır.

Vücûd, var olmak demektir. Üç türlü vücûd vardır: Birincisi (Vâcib-ül-vücûd)dür. Yâni, varlığı lâzım olan vücûddür. Hep vardır. Önceleri ve sonsuz sonraları hiç yok olamaz. Yalnız Allahü teâlâ vâcib-ül-vücûddür. İkincisi, (Mümteni’-ul-vücûd)dür. Yâni, var olamaz. Hep yok olması lâzımdır. Şerîk-i bârî böyledir. Yâni, Allahü teâlâya ortak, Allahü teâlâ gibi ikinci bir ilah var olamaz.

Üçüncüsü, (Mümkün-ül-vücûd)dür. Yâni, var da olabilir, yok da olabilir. Bütün âlemler, mahlûklar hep böyledir.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.