“Âyet bu âyet, ama ağız o ağız değil!..”

Büyük velîlerden Ahmed bin Acîl hazretleri, bir gün saralı bir hastaya Yûnus sûresi 59. âyet-i kerîmesini okuyunca, cin onu terk etti.

Bu zât hayâtta olduğu müddetçe hiç gelmedi.

Ne zaman ki bu zât vefât etti, tekrar geldi o cin.

Bu zâtın talebeleri, hocalarının okuduğu âyet-i kerîmeyi okudularsa da, cin gitmedi.

Hattâ güldü.

Ve onlara;

“Âyet bu âyet, ama ağız o ağız değil” dedi.

Talebeler hocalarının kıymetini daha iyi anlamış oldular…

● ● ●

Bir kimsenin elinde ur çıkmıştı.

Birçok yerleri dolaştı.

Çok kimselere okuttu.

Ama şifâ bulamadı.

Sonunda bu zâttan duâ istedi.

Mübârek zât;

“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” okuyup elini tuttu.

Eliyle meshetti.

Bir bezle sardı ve;

“Bu sargıyı, evine dönünceye kadar açma!” diye tembîh etti.

Adam ayrılıp giderken, çarşıda alışveriş yaptı.

O tembîhi unuttu.

Ve sargıyı açtı.

Eve gelip yemeğini yedi.

Çayını içti.

Nice zaman sonra hâtırlayıp eline baktığında, o yaradan iz bile kalmadığını gördü.

Hattâ diğer elinden, daha da sağlamdı…

Abdüllatif Uyan’ın önceki yazıları…


Comments are closed.