“İnsanın kemâli, fâni olduğunu anlamasıdır”

“Hârika, kerâmet göstererek, meşhûr olmak, kibre sebep olur.”

Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran’ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:

İnsânın kemâli, fâni olduğunu anlamasıdır. Şeriattan maksat, insanın, hiç olduğunu anlamasıdır. Dâimî, sonsuz var olmak, (ülûhiyyet) sıfatlarındandır. Allahü teâlâya mahsustur. Hârika, kerâmet göstererek, meşhûr olmak, kibre sebep olur. Şeriatın faydalarından mahrum kalır. Böyle kimse, marifete kavuşamaz.

Marifet ehlinin firâseti, gördüğü kimsenin sâlih veya fâsık olduğunu anlamaktır. Açlık ve riyâzet çekenlerin firâseti, sûretleri, cisimlerin nerede olduklarını anlamak ve kaybolan şeyleri haber vermektir. Bunlar, mahlûkları haber verirler. Çünkü, Allahü teâlâdan haberleri yoktur. Marifet ehli ise, Allahü teâlâdan kalblerine gelen bilgileri, hâlleri, marifetleri anladıkları için, hep Allahü teâlâdan haber verirler.

İnsanların çoğu, Allahü teâlâdan gâfil oldukları ve kalblerinde dünya düşünceleri bulunduğu için, maddî şeylerden haber almayı ve kaybolan şeyleri öğrenmeyi isterler. Bundan haber verenleri, ehlullah, yâni evliyâ, Allahü teâlânın sevgili kulu zannederler. Hakîkat ehlinin, evliyânın keşflerine kıymet vermezler. Bunların, Allahü teâlâdan verdikleri haberlere inanmazlar. Bunlar, Allah adamı olsalardı, mahlûkların hâllerini bilir, haber verirlerdi. Mahlûkların hâllerini bilmeyen, daha yüksek şeyleri nasıl bilir, Allahü teâlâya nasıl ârif olur derler. Böyle fâsid kıyâs ile [yanlış düşünerek], ehlullahı tekzîb eder, evliyâya inanmazlar.

Allahü teâlâ, evliyâsını çok sevdiği için, mahlûklar ile vakit geçirmelerini, kendinden başkalarını düşünmelerini istemez. Mahlûkların hâlleri ile uğraşsalardı, evliyâlık mertebelerine yükselemezlerdi. Mahlûkların hâlleri ile uğraşanlar, Allahü teâlânın marifetinden mahrum kalacakları gibi, ehlullah da, mahlûkların hâllerini düşünmezler. Ehlullah, mahlûkların hâllerini düşünselerdi, onlardan daha iyi anlarlardı. Allahü teâlâ, açlık ve riyâzet çekerek, nefislerinin aynasına cilâ verenlerin firâsetlerini beğenmediği için, bu firâset Müslümanlarda da, Yahudilerde de, Hıristiyanlarda da hâsıl olmaktadır. Yalnız ehlullaha mahsûs değildir.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.