Kim ne ederse kendine eder

Nasihatleri tesirli olan bir zat varmış. Hükümdarın huzurunda bir gün şöyle demiş: Kötünün kötülüğü kendine yeter!..

Haset, bir kimsenin hayırlı bir işi veya evi, malı, mülkü, ilmi olsa, o kimseden bunların gitmesini, onda olmayıp, kendinde olmasını istemektir. Onda olduğu gibi kendisinde de olmasını istemek haset olmaz. Buna gıpta etmek, imrenmek denir. Günah değildir.

Haset etmek, Allahü teâlânın takdirini değiştirmez. Hasetçi, boşuna yorulur, üzülür. Üstelik büyük günaha girmiş olur. Hasedin, haset edilene dünyada ve ahirette hiç zararı olmaz. Üstelik faydası olur. Hiçbir hasetçi muradına kavuşmamıştır…

***

Asırlar önce, herkesin sözlerinden istifade ettiği hikmet ehli bir zat varmış. Nasihatleri tesirli olan bu salih insan bir gün zamanın hükümdarına şöyle der:
– Hükümdarım! Sana iyilik edene fazlasını yap, kötülük edene bir şey yapma; çünkü onun kötülüğü kendine yeter!..
Bu zatı hükümdar çok sevmektedir. Ancak, hükümdarın çevresinden biri onu kıskanmaktadır… Bir gün der ki:
– Sultanım, çok değer verdiğiniz bu kimse var ya; bana sizin nefesinizin koktuğunu söyledi.
– Doğru mu söylüyorsun?
– Elbette doğru söylüyorum. Bir gün yanınıza çağırın, size yaklaşınca ağzını burnunu tutarsa benim sözümün doğruluğu anlaşılacaktır!
– Öyleyse bir gün bunu tecrübe edelim.
Bu kıskanç adam, birkaç gün sonra o zatı saraya davet eder ve bol sarımsaklı yemek yedirir. Sonra da der ki:
– Birazdan Hükümdarımızın yanına çıkacaksın, rahatsız etmemek için ona fazla yaklaşma!
Adamcağız “tamam” der ve yemekten sonra huzura çıkar. Hükümdar onu tecrübe etmek için der ki:
– Yanıma biraz daha yaklaş!
O zat da ağzını, burnunu tutarak yaklaşır. Hükümdar kendisine söylenenin doğru olduğuna inanır. Elindeki kâğıda bir şeyler yazıp, uzatır ve der ki:
– Bu mektubu falan yerdeki kumandana götür!
Adamcağız, mektubu alıp dışarı çıkınca, kendisine yemek yediren adama rastlar. Kıskanç adam onu, elinde bir kâğıtla görünce sorar:

– O elindeki de ne?
– Hükümdar her zaman ihsanda bulunur ya; yine öyle bir şey yazdı galiba, hediyemi almaya gidiyorum.
– Çok ihtiyacım var, ne olur, onu bana ver!

Aynı zamanda çok da cömert olan bu zat, elindeki kâğıdı verir.
Adam hemen kumandana gider. Meğer hükümdar kâğıda, “Bu kağıdı getireni cezalandır” diye yazmıştır. Bunu orada anlayan haset adam, “Bunun sahibi ben değilim, sana esas muhatabını getireyim” derse de, fayda etmez. Emir yerine getirilir…

***

Ertesi gün aynı zat, yine huzura çıkar. Hükümdar şaşkınlıkla sorar:
– Sana dün verdiğim mektup ne oldu?
O zat da yaşananları bir bir anlatır. Hükümdar gerçekleri öğrenince şöyle der:
– Sizin dediğiniz doğru çıktı. Kötülük yapan kötülüğünün cezasını buluyor…

Ahmet Demirbaş’ın önceki yazıları…


Comments are closed.