“Kiminle dost olmam uygun olur efendim?”

“Fazla bir şeye sâhip olmayan, senin hiçbir hâlinden dolayı seni ayıplamayan kimselerle dost ol…”

Kutbüddîn Mervezî hazretleri tasavvuf âlimlerindendir. 1098 (H.491)’de Afganistan’da Merv şehrinde doğdu. 1152 (H. 547) senesinde İran’da, Asker Mükrem denilen yerde vefât etti. Sonradan Bağdâd’a nakledildi. Merv’de zamânının meşhûr âlimlerinden ilim öğrendi, hadîs-i şerîf dinleyip rivâyet etti. Vaaz ve nasîhatleriyle şöhret bulmuştur. Buyurdu ki:

Yûsuf bin Hüseyn, Zünnûn-i Mısrî hazretlerine; “Kiminle dost olayım?” diye sorunca, “Fazla bir şeye sâhip olmayan, senin hiçbir hâlinden dolayı seni ayıplamayan, kendilerine karşı ne kadar değişirsen değiş, sana karşı gösterdikleri tavırlarını değiştirmeyen kimselerle dost ol. Çünkü dostlara en çok muhtaç olduğun zaman, çok değiştiğin zamandır” buyurdu.

Cüneyd-i Bağdâdî’ye “Tövbe nedir?” diye sorulunca, “Günahı unutmandır” buyurdu. Bu sözü ile, günah olan işi kalbinden öyle çıkarmak lâzım ki, rûhunda bundan eser kalmasın. Böylece bu günahı hiç işlemeyen, tanımayan biri hâline gelirsin” demek istemiştir.

Rüveym hazretleri de “Tövbe, tövbeden tövbe etmektir” buyurmuştur. Bu sözü, Râbi’a-i Adviyye hazretlerinin şu sözü açıklamaktadır:

“Rabbime tövbe ederken, estağfirullah derken, bu sözümdeki samîmiyyetimin tam olmamasından korkar, bunun için tövbe ederim.”

Hüseyn bin Megazilî’ye “tövbe nedir?” denildi. “İnâbe tövbesini mi, isticâbe tövbesini mi soruyorsunuz?” dedi. Soran kimse inâbe tövbesi nedir dedi. “Sana ve her şeye gücü yeten Allahü teâlâdan (azâbından) korkmandır” buyurdu. Ya isticâbe tövbesi nedir deyince, “Sana yakın olduğu (her an seni gördüğü) için Allahü teâlâdan utanarak hayâ etmendir” buyurdu. Zünnûn-ı Mısrî hazretleri buyurdu ki:

“Avamın tövbesi günahlardan, evliyânın tövbesi gaflettendir. Enbiyânın tövbesi ise, bulundukları yüksek derecelerden daha yükseğine kavuşamadıkları içindir.”

Cüneyd-i Bağdadî hazretleri “Zühd, eli maldan, kalbi, onu arzu etmekten çekmektir” buyurdu.

Şiblî hazretlerine “zühd nedir?” diye sorduklarında “Eğer dünyânın Allah indinde sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kâfire bir yudum su bile içirmezdi” buyurulan hadîs-i şerîfe işâret ederek, “Yazık size, dünyâda bir sivrisineğin kanadından daha kıymetli ne var ki, ondan zühd edilsin?” buyurdu. Sehl-i Tüsterî hazretleri “Sabır, Allahü teâlâdan bir ferahlık kapısı açmasını beklemektir” buyurdu.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.