“Cenâb-ı Hak bizi affeder mi?”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup hicrî 167 (m. 783)’de câmide namaz kılarken vefât etti. Pek çok ibâdet yapardı. Şöyle ki; Kendisine, “yarın öleceksin” deseler, ancak o kadar yapabilirdi. Bir şey sormak için gelenlere, sormadan cevap verirdi… ● ● ● Bir gün Süfyân-ı Sevrî hazretleri; “Ey Hammad! Cenâb-ı…

Devamını oku

“En büyük hayır ve iyilik Resûlullah’a uymaktır…”

Sohbet yakınlık için, yakınlık nîmet için, nîmet lezzet için, lezzet ise kavuşmak içindir. Seyyid Abdülvehhâb Buhârî hazretleri Hindistan’da yaşayan evliyânın büyüklerindendir. 1525 (H. 932)’de Delhi’de vefât etti. Mültan’da, Seyyid Sadreddîn Buhârî’den naklî ilimleri ve tasavvuf ilmini tahsil edip, yüksek derecelere kavuştu. Delhi’ye giderek talebe yetiştirdi. Hocası Seyyid Sadreddîn Buhârî’den şu…

Devamını oku

İnsan, Rabbini tanımazsa!..

İtiraf edelim ki; vücudumuza verdiğimiz önemi, ruhumuzdan esirgiyoruz. Bundan dolayıdır ki huzur ve mutluluk da bulamıyoruz… İnsanlar iki şeyden meydana gelmiştir. Biri “ruh”, diğeri ise “ceset”tir. Bunlar beraber oldukça yeryüzünde yaşama imkânı olur. Ruh bedenden ayrılınca, bedenin hiçbir değeri kalmaz… İnsan, ruhuyla insandır. O, ölmez. Bedenimiz, ruhumuz için bir binek…

Devamını oku

“Allah’ım, bize dünyâda da âhirette de iyilik ver”

Hamîd-üt-Tavîl hazretleri, Tâbiîn’in meşhur hadîs âlimlerindendir. Basra’da yaşadı ve 143 (m. 761)’de namaz kılarken vefât etti. Bu zât rivâyet ediyor: Peygamberimiz “aleyhisselâm”, bir gün çok zayıf, kuş yavrusu gibi olmuş bir kişiye rastladı. Dikkatini çekmişti. O kişiye dönüp; “Sen Allahü teâlâdan bir şey istiyor muydun?” diye sordu. O kimse cevâben;…

Devamını oku

“Ey tasavvuf yolcuları, niyetinizi düzeltiniz!”

“Yemenizi, içmenizi, yatmanızı, kalkmanızı, konuşmanızı niyetlerinizi düzelterek yapınız!” Bekâ bin Mahled hazretleri büyük âlim ve velîlerdendir. Hayâtı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Zamânın âlimlerinden ilim tahsîl etti. Tasavvuf, hadîs ve tefsîr ilimlerinde söz sâhibi oldu. 986 (H.376) senesinde Endülüs’te vefât etti.Şöyle buyurdu: “Ey tasavvuf yolunda bulunanlar! Eğer Allahü teâlâyı tanıdığınızı…

Devamını oku

Kendimize ve cemiyete karşı vazifelerimiz var…

İslâmiyetin bildirdiği sosyal ve ekonomik ahlâktan, ahkâmdan ayrılan insanlar, milletler, sıkıntıdan, ızdıraptan, felâketten kurtulamamışlardır. Allahü teâlâ İslâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal hayatta değil, ibâdetlerde bile tolerans, müsâmaha göstermiş, insanlara serbestlik vermiş, başka şartlar ve zarûretler karşısında, ictihâd hakkı tanımıştır. Hazret-i…

Devamını oku