Şükür namazı ve şükür secdesi…

Kendisine ni’met gelen veya bir dertten kurtulan kimsenin, Allahü teâlâ için “şükür secdesi” yapması sünnettir veya müstehabdır. Her nîmetin hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâya şükretmek, insanlık îcâbıdır. Aklın lüzûm gösterdiği bir vazîfe, bir borçtur. Allahü teâlâ, öyle bir ihsân sâhibidir ki, kerem ve ihsânlarını dost ve düşmân, herkese saçıyor. Bütün…

Devamını oku

Hak söz ağırdır ve acıdır!

Hak sözü kabul etmek, nefislere ağır gelir. Çünkü hakkın, doğrunun kabul edilmemesi, kibirdendir. Sual: “İnsanlar niçin hakkı, doğruyu zor kabul ederler?” Cevap: Hak ağırdır; ağır olduğu kadar da acıdır… Ve aynı zamanda faydalıdır. Hak sözü kabul etmek, nefislere ağır gelir. Bunun için, Peygamberler, davetlerine başladıkları zaman, hep itirazla karşılaşmışlardır. İslâm…

Devamını oku

Peygamber Efendimiz ekseriyâ beyaz giyerdi…

Resûl aleyhisselâm, yemeği sofra bezi, tepsi, masa gibi bir şey üstünde yemezdi. Yere kordu. Diz çökerdi. Bir şeye dayanmadan yerdi. Yemeğe “Besmele” okuyarak başlardı. Sağ eliyle yerdi. Peygamber Efendimiz diğer peygamberler gibi zekât malı ve sadaka almazdı. Hediyeyi kabûl ederdi. Karşılığını kat kat verirdi. Giymesi câiz olanlardan, her bulduğunu giyerdi.…

Devamını oku

“Ölmeden evvel ölüp, nefsinizi tam ıslâh edin”

“Âşıklar, keşif ve kerâmet konaklarında durmak istemesinler. Daha yukarılara çıksınlar.” Kâdı Celâl Tehâniserî hazretleri Hindistan’da yetişen velîlerdendir. Yedi yaşında Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. On yedi yaşına geldiğinde bütün ilimleri öğrenip ders ve fetvâ vermeye başladı. Tasavvuf yolunu öğrenmek için Abdülkuddûs hazretlerinin sohbetlerine devâm etti. Kısa zamanda kemâle gelerek icâzet aldı. (H.989)…

Devamını oku

Şükrün lüzûmu…

“Şükür”, her nimetin Allah’tan geldiğini bilip yerinde sarf etmek ve dille de hamd etmektir. Şükür, kendini o nimete lâyık görmemektir. Bütün mahlûklara her nîmeti, her iyiliği veren yalnız Allahü teâlâdır. Her şeyi yoktan var eden, var olmak nîmetini veren O’dur. Her an, varlıkta durduran da O’dur. Güzel huylardan biri olan…

Devamını oku

Dinden uzaklaşmak felaket getirir

Endülüs’te bozuk fikirler yayılınca, sözde Müslüman olanlar, Allahü teâlânın emirlerine uymamanın cezasını buldular. Sual: İnsanların, Allahü tealanın emir ve yasaklarını dinlememesi, bunlardan uzaklaşması, bunların felaketi mi olmuştur? Cevap: Bu konuda Kâmûs-ül-a’lâmda deniyor ki: “Endülüs Sultanı Üçüncü Abdurrahman, memleketini genişletti, kuvvetlendirdi. Fas’ta hükûmet süren İdrîsîleri, Fâtımîlere karşı destekledi. Bunları hükmü altına…

Devamını oku