Yaratılmışların en üstünü hürmetine

Yaratılmışların en üstünü hürmetine İslâm âlimleri, her zaman Peygamber efendimizi (sallallahü aleyhi ve sellem)  vesîle ederek, Allahü teâlâdan lütuf ve merhamet dilemişlerdir.   Lütfullah Zafîrî hazretleri fıkıh ve nahiv âlimidir. Yemen’in Zafîr beldesinde doğdu. 1035 (m. 1625) senesinde Zafîr’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki: İslâm âlimleri, her zaman Peygamber efendimizi (sallallahü…

Devamını oku

Dünyanın geçici lezzetlerine aldanma

Dünyanın geçici lezzetlerine aldanma İlimden yalnız âlimler, hikmetten de onu ancak tadanlar bilir. Diğer lezzetler geçicidir, bu ise kalıcıdır. Diğerleri usandırır, buna doyum olmaz.   Nimetler, lezzet veren şeyler demektir. İnsan için Kalıcı olmayan lezzetlerde hayır yoktur. Bu zevklerin en kıymetli olanı aklın ve kalbin aldığı lezzetlerdir. En az olanı da budur. İlim…

Devamını oku

Din, huzuru, rahatı sağlar

Din, huzuru, rahatı sağlar Din bilgileri, fennin hazırladığı aletlerin, rahat, huzur ve medeniyet için kullanılabilmelerini sağlar.   Sual: İnsanlar, dini terk edip sadece fen bilgilerini öğrenip teknikte ilerleseler, dünyada rahat ve huzurlu olamazlar mı? Cevap: Allaha iman, Allah korkusu ve İslam dini, maddi meselelerde aciz kalan insanlara ümit ve çalışma azmi…

Devamını oku

“Oltana ilk takılan şey ne olursa!..”

“Oltana ilk takılan şey ne olursa!..” Fakir bir adam oltayla “balık” tutuyordu bir gün. Padişah da oradan geçiyordu. Bu garibe; “Oltana ilk takılan şey ne olursa, sana onun ağırlığınca ‘altın’ vereceğim” dedi. Oltaya bir “kemik” takıldı. Ortası da delikti. Hükümdar “Ne yapalım, şansın bu kadarmış” dedi ve saraya geldiller. Sultan, adamlarına; “Bu balıkçıya,…

Devamını oku

Bu nur yüzlü amca kimdi?

Bu nur yüzlü amca kimdi? “Aklıma geldi. Bu da kim? Burada bu kadar güzel bir Türkçe konuşan yoktu ki, dedim…”   Iğdır’da çalıştığımız sulama kanalı inşaatında yaz mevsimi olduğu için gündüz çok sıcak oluyordu. Öyle oluyordu ki ısı 40 dereceyi geçiyordu. Hele de ben çadır içinde yemek yapan aşçı olduğum…

Devamını oku

“Bu genç yaşta yazık sana!..”

“Bu genç yaşta yazık sana!..”  “Çalıştığımız alana birkaç kilometre uzakta köyler vardı ve yaşayan halkın içinde Türkçe bilen üçü beşi geçmiyordu…”   Yıl 1982 idi. Lise 2. sınıf öğrencisiydim. Zaten ilkokul 5. sınıftan itibaren çalışarak okumuştum. Yazları çalışıp kazandığım parayla kışın okul masraflarımı karşılardım. 1982 Haziran sonu idi. Rahmetli eniştem…

Devamını oku