“Hak teâlâ nîmetini kul eliyle gönderir”

Ebül Hüseyin Şirvânî hazretleri, İran’da yetişen büyük velîlerdendir. Kendisi anlatıyor: Bir gün Mekke-i mükerremede yolda yürürken, bir kimsenin, yol ortasında can çekişmekte ve şiddetli bir ızdırapla kıvranmakta olduğunu gördüm. Çok üzüldüm! O an kalbime; “Şu zavallının bu sıkıntıdan kurtulması için Fâtiha okuyup üzerine üfleyeyim” düşüncesi geldi. O sırada o kimsenin…

Devamını oku

İnsan aklı noksan olduğu için doğru yolu bulamaz

“Allahü teâlâ kullarına acıdığı için peygamberler (aleyhimüssalevâtü vetteslîmât) gönderdi.” Arabî Alâeddîn Efendi Osmanlı Devleti şeyhülislâmlarındandır. Haleb’de doğdu. İlk tahsîlini Haleb’de yaptı. Sonra Bursa’da Molla Gürânî ve Hızır Çelebi’den dersler aldı. Edirne Fahreddîn-i Acemî’ye muid, asistan oldu. Halvetî Şeyhi Alâeddîn Halvetî hazretlerine mürid oldu. Tasavvuf yolunda ilerledi. Fâtih Sultan Mehmed zamanında…

Devamını oku

Büyüklerin nasîhatleri altın gibidir…

Başkalarının kusurlarını araştırmak, büyük günahtır. Aynı zamanda içinde kul hakkı da vardır. Kıyamet günü sevaplarımızın elimizden alınmasına sebep olabilir… Evliyanın büyüklerinden İbrahim bin Edhem hazretleri 12 asır önce vefat etmiş olmasına rağmen, hâlâ unutulmadı. Hikmetli ve güzel sözleri, örnek hâlleri insanların takdirini ve hayranlığını kazandı. Bir gün bu mübarek zatı…

Devamını oku

Kabir, derin olmalıdır

“Kabrin derinliği, insanın göğsüne kadar olmalıdır. Adam boyunca olması daha iyidir.” Sual: Kabrin derinliği, genişliği ne kadar olmalı ve ölünün kabir içine konuş şekli nasıldır? Cevap: Konu ile alakalı olarak Câmi’-ul-fetâvâ kitabında deniyor ki: “Kabrin derinliği, insanın göğsüne kadar olmalıdır. Adam boyunca olması daha iyidir.” Kabir, su girmemesi, koku çıkmaması…

Devamını oku

Namaz vakti girince iyileşen felçli zat!..

Ebül Hüseyin Şirvânî hazretleri, İran’da yetişen büyük velîlerdendir. Hicrî dördüncü asırda, Mekke’de vefât eyledi. Ömrünün sonlarına doğru felç oldu. Eli ayağı tutmazdı. Ayağa kalkamazdı. Fakat her gün beş namaz vakitleri girince iyileşirdi. Sohbet esnâsında da sıhhatli ve sağlam olur, bu zamanlar hâricinde yine felçli olurdu… Kendisine; “Tasavvuf nedir?” diye sordular.…

Devamını oku

Duânın belâyı defetmesi, kaza ve kaderdendir…

“Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur.” Karahisârlı Kara Hoca Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Asıl ismi Ali’dir. Afyonkarahisar’da doğdu. 1397 (H.800)’de İznik’te vefât etti. İlk tahsîlini memleketi olan Karahisar’da yaptı. Hadîs-i şerîf, tefsîr ve fıkıh ilimlerinde yükseldi. Cemâleddîn Aksarâyî’den tasavvuf marifetlerini öğrendi. Tahsilini tamamlayıp,…

Devamını oku