Söz verdiğinde ahdini yerine getir!

Kur’an-ı kerimde meâlen buyuruldu ki: “Rabbinizle ve diğer insanlarla olan ahdinize vefâ ediniz, zîrâ kıyâmette ahd sâhibinden, ahdini bozmasının sebebi sorulur.”Söz vermeye ahd, verdiği sözde durmaya vaad denir. Vefâ ise, iyi geçinmek, yardımlaşmak, sözünde durmak, hakkını gözetmek anlamlarındadır. İsrâ sûresinin 34. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Rabbinizle ve diğer insanlarla olan ahdinize…

Devamını oku

Bu seneki haccımız bu olsun!..

Allahü teâlâya îmân eden bir kimse, Onun emrlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tövbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için yapar. Kimsenin malına, canına, nâmusuna göz dikmez. Çalışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden…

Devamını oku

Bir kimse yalnız bana güvenirse

Allahü teala buyurdu ki: “Bir kimse, her şeyden ümit kesip, yalnız bana güvenirse, yerde ve göklerde bulunanların hepsi, ona zarar yapmaya, aldatmaya uğraşsalar, onu elbette kurtarırım.” Tevekkül, kalpte hâsıl olan bir hâldir. Allahü teâlânın lütuf ve ihsânının pekçok olduğuna îmân etmekle hâsıl olur. Bu hâl, kalbin vekîle güvenmesi ve ona…

Devamını oku

Zikir, gafletten kurtulmaktır

Gaflet, Allahü teâlâyı unutmak, zikir ise, kendini gafletten kurtarmak demektir. Zikir, yalnız Kelime-i tevhîdi söylemek ve tekrar tekrar Allah demek değildir. Her ne şekilde olursa olsun, kendini gafletten kurtarmak, zikir olur. İslâmiyetin emirlerini yapmak ve yasaklarından sakınmak, İslâmiyete uyarak yapılan alışverişler hep zikirdir. Çünkü bunları yaparken, emirlerin, yasakların sâhibi olan…

Devamını oku

Bir şeyi çok anan, onu çok sever

Cübeyr bin Nüfeyr hazretleri buyurdu ki: “Her an, dilleriyle Allahü teâlâyı zikredip, Onu bir an unutmayanlardan her biri, güler bir hâlde Cennete gireceklerdir.” İtiyad, alışkanlık hâline getirerek nâfile olarak devamlı yapılan ibâdet, tesbîh ve duâlara vird denilir. İmâm-ı Gazâlî hazretleri;“Duâ, zikir, Kur’ân-ı kerîm okumak ve tefekkür yani mahluklardaki ve kendi…

Devamını oku

Hiçbiri makbul olmadı!..

Bir ibâdetin sahîh ve makbûl olması, yani doğru olması ve Allahü teâlânın beğenmesi için, ilim yani doğru yapmanın şartlarını öğrenmek, amel yani şartlarına uygun yapmak ve ihlâs ile yapmak lâzımdır. İhlâs, para, mevki, şöhret gibi dünya menfâatlerini düşünmeyip, Allahü teâlâ emrettiği, Onun rızâsını, sevgisini kazanmak için yapmaktır. Makbûl olan, sevilen…

Devamını oku