En büyük tehlike: İnsanın kendini beğenmesi!

İnsanın yaratılışında, hayvânî rûhun arzuları bulunduğu için insan, malı, parayı sever. İnsanda görülen öfke, intikam, kibir gibi sıfatlar da bu arzudan doğmaktadır. Kişinin, kendi üzerinde hakkı bulunanları, yani tanıdıklarını ziyâret etmemesi kibrindendir, kendinden aşağı olanları ziyâret etmesi ise tevâzûsundandır. Yanına başkasının oturmasını istememek, hastalarla birlikte oturmamak, evinin işini yapmamak, evine…

Devamını oku

Yükselen, ancak tevâzu ile yükselir

İslâm âlimleri, tasavvuf büyükleri, her zaman, Müslümanlara tevâzu, alçak gönüllü olmayı emir buyurmuştur. Müslüman egoist olmaz, çünkü egoist olanı, Allahü teâlâ sevmez. Kibirli olmak, kendini büyük bilmek kötü, tevâzu, alçak gönüllü olmak ise, iyidir, güzeldir. Tevâzu, kibrin aksidir ve insanın kendini başkaları ile bir görmesidir. Tevâzu, insan için çok iyi…

Devamını oku

Nasihat vermek, dînimizin emridir

Nasihat vermek, dînimizin birinci vazîfesidir ve Peygamberlerin en üstününe uymaktır. İslâm âlimlerinin ve evliyânın büyüklerinden olan İmâm-ı Rabbânî hazretleri, nasihat isteyen bir talebesine hitaben buyuruyor ki: “Nasihat istiyorsunuz. Yavrum! Bu bozukluğum, dünyaya dalmış hâlim, bilgisizliğim ve başarısızlığım ile, size nasihat vermeye kalkışmaktan hayâ eder, utanırım. Fakat, emr-i ma’rûftan kaçınmaktan da…

Devamını oku

Mal azalıyor fakat ömür de bitiyor

Misafire ikrâmda bulunmak sevaptır. Resûlullah efendimiz; (Misafire ikrâmda bulununuz!) ve hazret-i Ali’ye hitâben de; (Yâ Alî! Kâfir de olsa, komşuna, misâfire ikrâm eyle) buyurmuşlardır. Misafire ziyâfet vermek, yaratılmışların ikincisi olan İbrâhîm aleyhisselâmın da sünneti idi. Mâ-lâ-büdde kitabında; “Gelen misâfire üç gün ziyâfet vermek, müekket sünnettir. Sonraki günlerde müstehabtır” buyuruluyor.Bizans İmparatoru…

Devamını oku

Hakiki rehber aramak lâzımdır

Her Müslümanın kendisine, Allahü teâlânın feyizlerine kavuşmuş olan kâmil ve mükemmil, yani Resûlullah efendimizin vârisi olan hakîkî bir rehber bularak, onun kalbine gelen ilâhî feyizlerden, nûrlardan almaya çalışması lâzımdır. Hakîkî rehber bulunmadığı zamanlarda, kendinden haberi olmayan, îmânı ve küfrü birbirinden ayıramayan tarîkatçılara, taklîtçi şeyhlere aldanmamalıdır. Çünkü hakiki rehberler, ehl-i sünnet…

Devamını oku

Hazret-i Ali’nin oğluna nasihati

Din Büyüklerinin zaman zaman, oğullarına, aslında bütün Müslümanlara yaptıkları nasihatler, kitaplarda mevcuttur. Bunlardan birisi de, hazret-i Ali’nin, oğlu hazret-i Hüseyin’e hitaben yaptığı nasihattir. Hazret-i Ali buyuruyor ki:“Ey oğul! Sana gizlide ve açıkta Allahü teâlâdan korkmayı, doğruyu söylemeyi, zenginlikte ve fakirlikte iktisatlı olmayı, dosta düşmana adâletli davranmayı, çalışkan olmayı, darlıkta ve…

Devamını oku