Kalb huzûru ile ibâdet yapamamaktadır

Harâm işlemekten ve harâm yemekten çok sakınmak lâzımdır. Harâm lokma yemek, kalbi karartır, hasta eder ve yapılan duâ kabûl olmaz. Resûlullah efendimiz; (Bir kimsenin üzerindeki elbisesinde harâmdan bir tel iplik olsa, o elbise ile kılınan namâz ve yapılan duâlar kabûl olmaz) buyurdu. Bütün ibâdetlerin başı, helâl lokma kazanmak ve çoluk…

Devamını oku

Allahü teâlânın kullarına iyilik etmek

Allahü teâlânın en çok sevdiği amel ve ibâdet, kim olursa olsun, Onun kullarına hizmet, iyilik etmektir. Allahü teâlânın mahlûklarına karşı merhametli ve şefkatli olan, daima merhamet ve şefkatle karşılanır. Eden kendine eder. İyilik eden de kötülük eden de kendine eder. Bir insân, acaba ben Rabbimin indinde makbul müyüm, değil miyim,…

Devamını oku

Bağlı olanı aç, açık olanı kapa!

Huy, kalb ile rûhun melekesi, yanî alışkanlığı demektir. Bu alışkanlık ile insân, düşünmeye lüzûm kalmadan iş yapar. Yerleşmiş olan huya meleke,  geçici olan huya ise hâldenir. Meselâ gülmek, utanmak, birer hâldir. Cömertlik, cesâret, birer melekedir. Ahlâk, yanî huy deyince, meleke anlaşılır. Bâzan hayır işlemek huy değildir. Her zamân hayır işlerse,…

Devamını oku

İslâmın ağır yükünü sen taşıdın

Eshâb-ı kirâm yani ilk Müslümanlar, birbirlerini çok sever ve hürmet ederlerdi. Birbirlerini kardeş bilir, birbirlerine iyilik, yardım etmeyi mukaddes vazîfe kabûl ederlerdi. Fetih sûresinin son âyetinde meâlen; (Resûlullah ve Onunla birlikte olanlar, birbirlerini her zamân çok severler ve her zamân kâfirlere düşman olurlar!) buyurulmuştur. Hazret-i Ali, hazret-i Ebû Bekr’in vefâtında,…

Devamını oku

Biz âhiret için çalışıyorduk

Ölümden önce olan her şeye dünyâ denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyâdan sayılmaz, âhıretten sayılırlar. Dünyâ, âhıret için tarladır. Âhırete yaramayan dünyâlıklar, zararlıdır. Harâmlar, günâhlar ve mubâhların fazlası böyledir. Dünyâda olanlar İslâmiyete uygun kullanılırsa, âhırete faydalı olurlar. Hem dünyâ lezzetine, hem de âhıret ni’metlerine kavuşulur. Kötü olan dünyâ, Allahü…

Devamını oku

Mü’minler birbirlerini severler

İslâmiyeti kabul edip, emirlerini yapıp, yasaklarından sakınan kimseye, Müslümân denir. Allahü teâlâ, Müslümân olanların, birbirlerini sevmelerini emretti. Bunun için, Hubb-i fillah yani Allahü teâlâyı ve Onu sevenleri sevmek ve Buğd-ı fillah yani Allahü teâlâya ve Onun sevdiklerine düşman olanları sevmemek, îmânın şartı oldu. Tövbe sûresinin 72. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Mü’minlerin…

Devamını oku