Allahü teâlâya öyle ibâdet ederim ki…

İbâdetlerin doğru olması için, nasıl yapılacaklarını öğrenmek ve öğrendiklerine uygun olarak yapmak lâzımdır. İhlâs, gerek beden, gerekse mal ile yapılan farz veyâ nâfile bütün ibâdetleri, meselâ hayrât ve hasenât yapmayı, Müslümânları sevindirmeyi, onları sıkıntıdan kurtarmayı, zikri, istiğfârı Allahü teâlânın rızâsı için yapmaktır. Mal, mevki, hürmet, şöhret kazanmak için yapılan ibâdette…

Devamını oku

Bir gece hayırlı bir iş yaptım…

İnsanlara önce lâzım olan, doğru olarak inanmak, îmân etmektir. Bundan sonra gelen birinci vazife ise, emirlere uymak ve yasaklardan kaçınmaktır. Haşr sûresinin 7. âyetinde meâlen; (Resûlümün getirdiklerini alınız ve yasak ettiklerinden kaçınız!) buyuruldu. Bu âyet-i kerîme, İslâmiyete uymanın lâzım olduğunu göstermektedir. Zümer sûresinin 3. âyetinde de meâlen; (Biliniz ki, Allahü…

Devamını oku

Sabreyleyen, belâdan kurtulur..

Ecel gelince, ileri ve geri gitmez, insanın ömrü değişmez. Çok olur ki, ölüme sebep olan herhangi bir şeyden sakınmak veya kaçmak, ölüme sebep olabilir. Sebeplere yapışmak, tehlikeli şeylerden uzaklaşmak emredildiği için, emri yerine getirmek için tedbire yapışılır. Fakat bütün tedbirlere rağmen, bir sıkıntı veya bir belâ gelmiş ise, bunlara sabredilir.…

Devamını oku

Her şey, Allahü teâlânın takdîri iledir

Dünyâda meydana gelen iyi ve fenâ her şey, Allahü teâlânın takdîri, dilemesi ile meydana gelmektedir. Fakat, iyi işlerden râzıdır, beğenir, fenâ işlerden ise, râzı değildir, beğenmez. İslâm dini ve bütün semâvî dinler, her şeyin, her işin, Allahü teâlânın takdîri, irâdesi, dilemesi ile hâsıl olduğunu bildirmektedir. İnsan bir işin ezelde nasıl…

Devamını oku

Kötü huyu değiştirmek mümkündür

İnsanın sûretine, şekline beden veya halk denir. İnsanın kalbindeki kuvvete, huya ise, hulk denir. Ahlâk-ı zemîme yani kötü ahlâk, kalbin hastalıklarıdır. Bunların tedâvîleri güçtür. İlâçlarını iyi bilmek ve iyi kullanmak lâzımdır. Huy, kalbdeki meleke ve kalbdeki arzû, hâl demektir. İnsanın i’tikâdı, inanışı, sözleri, hareketleri, hep bu kuvvetten hâsıl olmaktadır. İnsanın…

Devamını oku

Dünyada herkes, imtihandadır

Allahü teâlâ, dünyâyı imtihân yeri olarak yaratmış ve insanları da burada çetin bir imtihâna tâbi tutmuştur. Bu imtihânı kazananlar, dünyâ ve âhıret saadetine kavuşmaktadır. Bu konuda Akşemseddîn hazretleri sohbet ve vâazlarında buyuruyor ki: “Îmân, taklîd ile, babadan ve dededen görerek, sırf îmân ettim demekle olmaz. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde Ankebût…

Devamını oku