Halkın işi gücü, fitne, fesat olunca…

İnsanları sıkıntıya sokmak, belâlara, musibetlere düşürmek, huzurlarını bozmak, fitne çıkarmaktır. Fitne, fesat çıkarmak ise, harâmdır. Haksız yere adam öldürmekten dahâ büyük günâhtır.  Hadîs-i şerîfte; (Fitne, uykudadır. Bunu uyandırana Allah lanet etsin!) buyuruldu.  Fitne çıkarmak, ortalığı karıştırmak, felâkete sebep olmaktır ki, harâmdır, büyük günâhtır. İnsanların rahatını, huzûrunu bozmak da, fitne çıkarmaktır…

Devamını oku

Allahü teâlâyı nasıl bilirsin?

Allahü teâlânın var ve kuvvet, kudret sâhibi olduğunu bilmek için, onun büyüklüğünü ve sıfatlarını öğrenmek lâzımdır. Her şeyden, her mahlûktan Allahü teâlâya giden bir yol vardır. Çünkü her mahlûkun kendisi ve sıfâtları Onun kudretinin eseridir. Bu eserlerin sâhibini bulan uyanık bir kimse, o gizli yolu ve o mânevî bağı görür,…

Devamını oku

Ana-babasına âsî olan mel’ûndur!..

 Allahü teâlânın rızâsı, dînine bağlı olan ana-babanın rızâsında ve gadâbı da, dînine bağlı olan ana-babanın gadâbındadır. Peygamber efendimiz; (Cennet anaların ayağı altındadır) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifi, ehl-i sünnet âlimleri; “Cennet, kişiye dînini, îmânını öğreten ananın, babanın rızâsındadır” diye açıklamışlardır.  Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma vahyederek; (Yâ Mûsâ! Ana-babasını râzı eden, beni…

Devamını oku

Haram olan emirlerine itâat etmeyiniz!

Ananın, babanın, kadın kocasının ve hiç kimsenin, İslâmiyete uymayan emri dinlenilmez, yapılmaz. Fakat, böyle durumlarda da, anaya, babaya ve herkese, yine tatlı dille söylemeli, hiç kimseyi incitmemeli, kalbini kırmamalıdır. Ana-baba kâfir ise bile, evlâdın, onları kiliseden, meyhâneden, sırtında taşıyarak bile, geri getirmesi lâzımdır. Fakat böyle yerlere götürmesi lâzım değildir. Anaya,…

Devamını oku

Senden isteyip de verdiğin…

Allahü teâlânın sevdiklerini araya koyarak, onların hâtırı ve hürmeti ile duâ etmenin câiz olduğu, hadîs-i şerîflerde bildirildiği hâlde, bazı itikâdı bozuk kimseler; “Peygamberlerin ve Evliyânın rûhlarından şefâ’at isteyen, bunların mezârını ziyâret edip, bunları vesîle ederek duâ eden kâfir olur” diyorlar. Halbuki Peygamber efendimizin, Medîne’deki Bakî Kabristânı’nı ve Uhud şehîtlerini ziyâret…

Devamını oku

Kalbe nûrun gelebilmesi için…

Evliyâ ölünce, feyiz vermesi bitmez, hattâ artar. Fakat, nâkıs, henüz yetişmemiş olanların, kendilerini kemâle erdirecek, olgunlaştıracak kadar, meyitten feyiz almaları pek az olur. Velîden, öldükten sonra alınan feyiz, diri iken alınan kadar olsaydı, Medîne’de yaşayan Müslümânların, bu zamâna gelinceye kadar, hepsinin Resûlullah efendimizin kalbinden feyiz, nûr alarak, Eshâb-ı kirâm derecesinde…

Devamını oku