Îmân, hususi bir ni’mettir

Allahü teâlâ, bütün insanlara, îmân etmelerini emretti. İnsanlar arasından dilediklerine merhamet edip, bunların akla uyarak îmân etmelerini nasîb eyledi. Bu kullarının kalblerini îmân ile doldurdu. Yûnus sûresinin 25. âyetinde meâlen;(Allahü teâlâ kullarını, selâmet, saâdet yeri olan Cennetine dâvet ediyor. Dilediğini bu yola kavuşturur) buyuruldu. Akıllarına uymayıp, nefislerine uyarak, Allahü teâlânın…

Devamını oku

Adâlet olmazsa, zulüm olur

Adâlet, iyi huyların en şereflisi olduğu gibi, âdil kimse de, insanların en iyisidir. Adâlet, aşırılıklardan sakınıp ortada olmaktır. Ortadan ayrılanda, adâlet olmaz. Üç yerde ki; bir malı, ni’meti bölerken, alışverişte ve cezâ vermekte, adâlet lâzımdır… Adâlet olunca, herkes korkusuz yaşar. Adâlet, korkusuzluk demektir.Adâletin ne olduğunu insan aklı ile bulmak güç…

Devamını oku

İhlâssız amel kalp para gibidir!..

İslâmiyyetin temeli, ilim, amel ve ihlâs olmak üzere üçtür. İlim, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarından öğrenilir ve bu ilme uygun olarak amel edilir. İlimde ve amelde de, ihlâs sâhibi olmalıdır. İhlâs ise, ilmin ve amelin Allah rızâsı, Allah sevgisi ile olması, mal, mevki ve şöhret için olmamasıdır. İhlâs, ibâdetleri, Allahü teâlâ…

Devamını oku

İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar

Bu dünyâ, geçici bir konaktır, âhırete nazaran zindân gibidir, bir görünüştür. Gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte ve geçip gitmektedir. Hadîs-i şerîfte;(İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu. Dünyâ hayâtı, rü’yâ gibidir. Ölüm uyandırıp, rü’yâ bitecek, hakîkî hayât başlayacaktır. Cân vermek acısı, dünyâ acılarının hepsinden dahâ acıdır. Fakat, âhıret azâblarının hepsinden dahâ hafîftir.…

Devamını oku

İnsan demek, muhtâç demektir

İnsan, medenî olarak yaşamak için yaratılmıştır. Medenî olarak yaşayabilmesi için de, başkalarına muhtâçtır. İnsanlar dünyâya, yalnız yiyip içmek ve giyinip süslenmek için gönderilmediler. İstediklerini toplamak, sevdikleri şeylerle keyiflenmek ve oynayıp zevklenmek için yaratılmadılar. İnsanların yaratılması, Allahü teâlâya karşı aşağılığını, gücü yetmezliğini, muhtâç, zavallı olduğunu göstermesi içindir. Zaten kulluk da, bu…

Devamını oku

Mi’râc, rûh ve beden iledir

Peygamber efendimiz, 52 yaşında iken, Receb ayının 27. gecesinde Mekkeden Kudüse ve oradan göklere götürülüp getirildi. Bu yolculuğuna Mi’râc denir. Resûlullah efendimizden fiilen meydâna gelen mu’cizeler çoktur. Bu mu’cizelerden birisi de, Mi’râc mu’cizesidir. Bu mu’cize, Peygamber efendimizin mübârek cesedi ile berâber yani rûh ve bedenle birlikte, uyanık iken olmuştur. Mi’râc,…

Devamını oku