İsrafta hayır, hayırda da israf yoktur

Malı, parayı, İslâmiyyetin ve mürüvvetin uygun görmediği yerlere dağıtmaya, vermeye, İsrâf denir. Mürüvvet, faydalı olmak, iyilik yapmak arzûsudur. İslâmiyyete uymayan isrâf, harâmdır. Mürüvvete uymayan isrâf ise, tenzîhen mekrûhtur. Kur’ân-ı kerimde meâlen:(İsrâf etmeyiniz! Allahü teâlâ, isrâf edenleri sevmez) buyurulmaktadır. Peygamber efendimiz buyurdu ki:(Kıyâmet günü herkes, dört suâle cevâp vermedikçe hesaptan kurtulamayacaktır:…

Devamını oku

Gözümün nûru ve lezzeti namâzdadır

Âkıl ve bâliğ olan her Müslümânın, beş vakit namâzı, vaktinde kılması farzdır. Vaktinde kılamadıkların, kazâ etmeleri de farzdır.Allahü teâlâ, kullarının yalnız kendisine ibâdet etmeleri için, namâzı farz etti. Nisâ sûresinin 103. âyeti, namâz mü’minler üzerine, vakitleri belirli bir farz oldu demektir. Hadîs-i şerîfte;(Allahü teâlâ, her gün beş vakit namâz kılmayı…

Devamını oku

İnsana, tercih, seçme hakkı verilmiştir

İnsanlar, mahlûk yani yaratılmış olduğu gibi, insanların bütün işleri, hareketleri de, Allahü teâlânın mahlûkudur yani O yaratmaktadır. Çünkü Allahü teâlâdan başka, kimse birşey yapamaz, yaratamaz. Kendi yaratılmış olan, başkasını nasıl yaratabilir? Yaratılmak damgası, kudretin az olduğuna alâmettir ve ilmin noksan olduğuna işârettir. Bilgisi, kuvveti az olan, yaratamaz, îcât edemez. İnsanın…

Devamını oku

“Namaz kılmayanın ömründe bereket olmaz”

Âdem aleyhisselâmdan beri, her dinde bir vakit namâz vardı. Hepsinin kıldığı, bir araya toplanarak, Muhammed aleyhisselâmın ümmetine farz edildi. Namâz kılmak, îmânın şartı değil ise de, namâzın farz olduğuna inanmak, îmânın şartıdır. Namâz, duâ demektir. İslâmiyyetin emrettiği, bildiğimiz ibâdete, namâz, salât ismi verilmiştir. Mükellef yani âkıl ve bâliğ olan her Müslümânın,…

Devamını oku

Yâ Rabbî; bunları affet, câhilliklerine bağışla!

Resûlullah efendimiz, yaratılanların en üstünü olarak yaratılmış, her güzellik Ona ihsân edilmiştir. Allahü teâlânın;(Levlâke levlâk lemâ halaktül eflâk; Sen olmasaydın, kâinati yaratmazdım) hitabına muhatab olmuştur.Resûlullah efendimizin ilmi, irfânı, aklı, zekâsı, cömertliği, tevâzûsu, şefkati, sabrı, sadâkati, emâneti, şecâati, yiğitliği, iffeti, insâfı, hayâsı, takvâsı bütün Peygamberlerden dahâ çoktu. Dostundan ve düşmânından gördüğü…

Devamını oku

Sevginin alâmeti; itâat etmektir

Kalb, muhabbet, sevgi yeridir. Muhabbet, sevgi bulunmayan kalb ölmüş demektir. Kalbde, yâ dünyâ sevgisi, yâhut Allahü teâlânın sevgisi bulunur. Dünyâ demek, harâm olan şeyler demektir. Zikir, ibâdet yaparak, kalbden dünyâ sevgisi çıkarılınca, kalb temiz olur. Bu temiz kalbe, Allahü teâlânın sevgisi, kendiliğinden dolar. Günâh işleyince, kalb kararır, hasta olur. Dünyâ…

Devamını oku