Rahmetle kuşatılan ümmet…

Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden olmak büyük bir nimettir. Bu ümmet, kendisine ihsan edilen nice hususiyetle Allahü teâlânın rahmetine mazhar olmuştur.

Geçmiş ümmetlerin birçoğu, isyanları sebebiyle helâk olmuşlardır. Peygamber Efendimiz ise ümmetine daima dua etmiştir. Bu ümmete “Ümmet-i merhûme”, yani Allahü teâlânın hususi rahmetine kavuşan ümmet denir.

Harpte düşmandan alınan ganimetler bu ümmete helâl kılınmış, önceki ümmetlere helâl kılınmamıştı. Beş vakit namaz kılar, namaz için ezan ve ikâmet okur, Fâtiha’dan ve dualardan sonra “Âmin” derler. Namazda melekler gibi saf tutarlar. Önceki ümmetler namazlarını yalnız kılarlardı. Karşılaştıklarında selâmlaşırlar. Cuma günü ve o gün içinde duaların kabul edildiği bir vakit, kendilerine ihsan edilmiştir.

Ramazan-ı şerifin ilk gecesinde Allahü teâlâ bu ümmete nazar eder. Nazar ettiği kuluna asla azap etmez. Sahura kalkıp oruç için bir şeyler yer, iftarda acele ederler. Önceki ümmetlere verilmeyen Kadir Gecesi de kendilerine verilmiştir. Belâ ve musibet zamanında “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” diyerek Allahü teâlâya teslimiyet gösterirler.

Önceki ümmetlere yüklenen ağır vazifeler bu ümmete yüklenmemiştir. Hata, unutma ve zorlama altında yapılan işlerden, kalbe elde olmadan gelen çirkin düşüncelerden dolayı hesaba çekilmeyecekleri bildirilmiştir. Müslüman ismiyle şereflenmişlerdir. İslâmiyet, önceki dinlerin en mükemmelidir. Dalâlet üzerinde birleşmeyecekleri bildirilmiş, icmâları, söz birliği dinde senet ve delil olmuştur. Tâun hastalığından ölenleri şehittir.

Fâsık ve bozuk itikatlı olmayan iki Müslümanın hayırla şahitlik ettiği kimsenin Cennetlik olduğu bildirilmiştir. Az amellerine çok sevap verilir. Aralarında “Kutub” denilen büyük evliya zatlar bulunur. Günahlarıyla kabre girenler, müminlerin kendileri için af ve mağfiret dilemeleri sebebiyle affa kavuşur; kıyamet günü kabirlerinden günahsız çıkarılırlar.

Kıyamet günü kabirlerinden, diğer ümmetlerden önce kalkarlar. Hepsinden önce de Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) kalkacaktır. Mahşerde, Arasat meydanında yüksek bir yerde bulunurlar. Yüzlerinde secde izinden alâmet vardır. Sırat’ı geçerken nurları önlerinde ve sağ taraflarında gider. Kendilerinin yaptığı ve kendileri adına yapılan iyi işlerin sevapları yazılır.

Bu ümmetin yaratılışında da nice hikmet vardır: Kibirlenmesinler diye âciz, az yiyip içsinler diye küçük cüsseli, günahları az olsun diye kısa ömürlü, hesapları az olsun diye fakir, kabirlerinde az yatsınlar diye en son yaratılmışlardır. Bütün bunlar, bu ümmetin hususiyetlerindendir.

Ömrümüz tükenip ecelimiz gelmeden, bu nimetin ve şerefin kıymetini bilmeli, gaflete dalmamalı. Bu nimetin şükrü, dinimize sımsıkı sarılmak, ebedî saadeti kazanmak için çalışmak ve gücümüz yettiğince başkalarının da kurtuluşuna vesile olmaktır.

Salim Köklü’nün önceki yazıları…


Comments are closed.