Rütbe ve nimeti çok olan önce selam verir

Önce büyük küçüğe, şehirli köylüye, ayakta olan oturana, az olan çok olana, baba oğluna, ana kızına selam verir.

İsmail Sivasi Osmanlı fıkıh âlimlerindendir. Sivas’ta doğdu. 1638’de (h. 1048) orada vefat etti. İstanbul’da medrese tahsilini tamamladıktan sonra müderrislik yaptı. Sivas’a tayin edilerek müftülük yaptı. Burada Halveti şeyhi Abdülmecid Sivasi’den icazet aldı. Çok eser yazdı. Bunlardan “Mülteka” şerhi olan “Ferâid” fıkıh kitabı meşhurdur. Bu eserinde şöyle buyuruyor: İki Müslüman’ın karşılaştığı zaman, birbirine (Selâmün aleyküm) demesi ve sonra el ile müsâfeha etmesi sünnettir. Müsâfeha ederken günahları dökülür. (Selâmün aleyküm) veyâ (Esselâmü aleyküm) diyerek selâm verilir.

Selamda sünnet şöyledir ki, önce büyük küçüğe, şehirli köylüye, devedeki ata binmiş olana, attaki merkepte olana, merkep üstündeki yaya yürüyene, ayakta olan oturana, az olan çok olana, efendi hizmetçisine, baba oğluna, ana kızına verir. Rütbe ve nimeti çok olan önce verir. Nitekim, miraç gecesi, önce Allahü teâlâ selam verdi. İki Müslüman, birbirine aynı anda selam verirse, her ikisinin de, birbirine cevap vermesi farz olur. Birbirinden sonra selam verirlerse, ikincinin verdiği selam cevap yerine geçer. Çok kimseye selam verildiği zaman, bir kişi, hatta bir çocuk cevap verince, ötekiler vermese de olur.

Âdem aleyhisselamdan, İbrahîm aleyhisselâma kadar, selamlaşma, birbirine secde etmekle olurdu. Sonra, bunun yerine boynuna sarılmakla oldu. Muhammed aleyhisselâm zamanında, el ile müsâfeha sünnet oldu.

Abdullah bin Selâm “radıyallahü anh” buyuruyor ki, Resûl-i ekrem “sallallahü aleyhi ve sellem” Medîne’ye hicret buyurduğu zaman, mübarek ağzından ilk işittiğim hadîs-i şerîf şu idi: (Birbirinize selâm veriniz! Birbirinize yiyecek ikrâm ediniz! Akrabânızın haklarını gözetiniz! Gece, herkes uyurken namaz kılınız! Bunları yaparak, selâmetle Cennete giriniz!).

Selâm verene ve üçe kadar aksırıp da (Elhamdülillah) diyene hemen cevap vermek farz-ı kifâyedir. İşitenlerin cevabı geciktirmesi haramdır. Tövbe etmeleri lazım olur. Mektupla gelen selamı okuyunca hemen (Ve aleyküm selâm) demek farzdır. Bunu yazıp göndermek müstehaptır. Birisine selam götürmeği kabul eden kimsenin, bu selamı götürmesi farzdır. Çünkü, üzerinde emanettir.

(Selam verirken ve selam alırken eğilmek günahtır. Hadîs-i şerîfte, (Karşılaştığınız zaman, birbirinize eğilmeyiniz, kucaklaşmayınız!) buyuruldu. Allahü teâlâdan başkası için rükû ve secde yapmak haramdır.) Birinin evine, odasına, bahçesine girileceği zaman izin istemek vaciptir. Selam vererek kapıya vurarak, izin istemeden içeri girmemelidir. Ana baba, çocuğunun, çocuk, bunların odasına gireceği zaman da izin istemelidir. İzin üç defa istenir. Birincisinde izin verilmezse, bir dakika kadar sonra, ikinci defa istemeli, yine verilmezse, üçüncü defa istemelidir. Yine izin verilmezse, dört rekât namaz kılacak kadar beklemiş ise, içeri girmemeli, gitmelidir. Kapı aralanırsa, aradığı kimseyi sormadan önce, kendini tanıtmalıdır.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.