“Sevilmeyenden yüz çevrilir beğenilene dönülür…”

“Hak teâlâ, dünyayı sevmez. Âhireti sever. Sevilmeyen, sevilen ile hiçbir şeyde bir tutulamaz.”

Ebü’l-Hasan Bekrî hazretleri meşhur velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1545 (H.952) senesinde Kâhire’de vefât etti. Büyük âlim ve velilerden Abdülkâdir Deştûtî’ye intisab ederek manevi ilimlerde yükseldi ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Yazdığı eserlerden Şerh-ul-Âdâb kitabında şöyle nakleder:

Vilâyet makamında, dünyadan ve âhiretten vazgeçmek lâzımdır. Âhirete bağlanmayı, dünyaya bağlanmak gibi bilmelidir. Âhiret için çalışmanın, dünya için çalışmak gibi iyi olmadığını bilmelidir. İmâm-ı Dâvüd-i Tâî buyuruyor ki: “Selâmete kavuşmak istersen, dünyadan selâmet bul, kurtul! Kıymetlenmek istersen, âhiret için eğilme!”

Tasavvuf büyüklerinden biri buyuruyor ki: “Âl-i İmrân sûresi yüzelliikinci âyetinin, (Dünyayı isteyenleriniz ve âhireti isteyenleriniz) meâl-i şerifi ikisini isteyenleri de şikâyet etmektedir. Kısacası, (Fenâ), Hak teâlâdan başka her şeyi unutmak demektir. Dünyayı da, âhıreti de unutmak lâzımdır. Fenâ ve Bekâ, vilâyetin birer parçalarıdır. Bunun için, vilâyette, âhireti unutmak lâzımdır. Kemâlât-i nübüvvet mertebesinde âhirete gönül bağlamak iyidir. Âhıret için çalışmak beğenilir, makbûl olur. Hattâ, bu makamda yalnız âhiret için çalışılır. Yalnız âhiret düşünülür. Secde sûresi onaltıncı âyetinde meâlen, (Rablerinin azâbından korkarak ve rahmetini umarak duâ ederler) ve İsrâ sûresi elliyedinci âyetinde meâlen, (Rablerinden çekinirler ve azâbından korkarlar) ve Enbiyâ sûresi kırkdokuzuncu âyetinde meâlen, (Onlar kıyâmet gününden merhamet umarlar) buyurulmuştur ki, bu makam sahiplerinin hâlini göstermektedir. Bunlar, âhiret hâllerini düşünerek ağlarlar. Kıyâmet hâllerinin korkusundan sızlarlar. Kabir fitnesinden her zaman, Allahü teâlâya sığınırlar. Cehennem azâbından kurtulmak için, Ona yalvarırlar. Bunlara göre, âhiretten korkmak, Allahü teâlâdan korkmak demektir. Allahü teâlâyı istemek ve sevmek, âhireti istemek ve sevmektir. Çünkü Allahü teâlâya kavuşmak, âhirette vadedilmiştir ve Allahü teâlânın kulundan rızası, âhirette belli olacaktır. Hak teâlâ, dünyayı sevmez. Âhireti sever. Sevilmeyen, sevilen ile hiçbir şeyde bir tutulamaz. Çünkü, sevilmeyenden yüz çevrilir, beğenilene dönülür. Beğenilenden yüz çevirmek, sekrdir. Allahü teâlânın davet etmesine ve beğenmesine karşı gelmektir. Yûnüs sûresi yirmibeşinci âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ, Dâr-üs-selâma çağırıyor) buyuruldu.”

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.