Tarih neyi bekler?

Tarih neyi bekler?




Cennetmekân Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirmişler, Sultan Abdülhamid son nasihatlerini veriyor -ki bunlar muhayyiledir-:

“Beni kaç kez mağlup etmeye çalıştılar her birinden elleri boş döndüler. Lakin bu sefer başka; takdiri ilah-i zahiren onlar galip oldular fakat batına inersek görürüz ki hep biz galibiz, hep! Çünkü bizim davamız Hak davası. Bizim davamız İslam davası… Nice yiğitler can verdi bu mukaddes din uğruna vatan uğruna Allah rızasına… Nice erler serdengeçti, nice güneşler söndü bir hilal uğruna!

Şimdi beni -Abdülhamid’i- tahttan indirdiler ama bilmezler ki bu dava bitmez, bu dava yenilmez! Nice Abdülhamidleri indirirler, nice Abdülazizleri şehit ederler, nice Vahideddinler hicret ederler, nice âl-i neseb-i bî-vatan ederler (nice asil soylu insanları vatansız bırakırlar) ancak her yeni doğan sabahla yeni bir Ertuğrul doğar her yeni şafakta bir Osman doğar. Bu ulu çınar ne boranlar ne fırtınalar gördü ne dolulara tutuldu da bir kez olsun boyun eğmedi, namusundan taviz vermedi! Şimdi bu ulu çınarın dallarını budadılar, gövdesini kestiler lakin unuttukları bir şey vardı: Bu ulu çınarın kökleri hâlâ milletinin kalbinde, Anadolu kıtasının bağrındadır.

Sabahlar Ertuğrulları bekler zulmü durduracak… Şafaklar Osmanları bekler ufka açılacak… Tarih Muradları bekler Mehmetlere can olacak… Tarih Hüma Hatunları bekler Fatihler doğuracak… Tarih Fatih Sultan Mehmedleri bekler şehri gül-zarı fethedecek… Tarih Selimleri bekler kutsal emanetlere hizmetkâr olacak ve zalime şimşek çakacak… Tarih Süleymanları bekler Viyana’ya dayanacak… Tarih bekler evet, bekler ama mazlum bekleyemez, her yeni şafakta yolunu gözler nemli gözler…”

Ve gençlik büyük bir hasret ve arzu ile kendini tarihe bağlayacak tarihin kültür pınarlarından kana kana içeceği mukaddesatını bekler… Bunlar kendi özbeöz dilidir… Özbeöz tarihidir… Ki yalan söylemeyen tarih olmalıdır… Bir de özbeöz dinidir… Ehl-i sünnet vel-cemâat olacak…

 Davamızı ve şuurumuzu unutmamak dileğiyle…

             Mustafa Utku Kayakağınlı

 

 

ŞİİR

 

                   Kudüs

 

Tanklar tüfekler toplar da doğrulsa
Mermiler üzerimize yağmur gibi de yağsa
İman dolu göğsümüzden kanlar da aksa
Senden vazgeçmeyiz asla Mescid-i Aksa

 

Üzerinde dolaştı postallar, kirlendi hanen
Bu kir maddidir bilirim, değildir manen
Müslüman uyanacak elbet ruhen ve aklen
İslam’ındır Aksa, İslam kalacak ebeden

 

Uyan Müslüman! Emanetin kıymetini bil!
Mescid-i Aksa’nın üzerindeki sisi, imanınla sil!
Sen uyanınca değişir devran bunu böyle bil!
Unutma! Uzak değildir artık Sûr-u İsrafil.

 

Uyumak yok artık, uyumak bizlere haram
Ümmette olmalı hasret, bitmeli keder ve gam
Nerede Selahattin nerede “davam” diyen adam
Kudüs gönlümde yüreğimde en büyük yaram

 

                                 Mehmet S. Arslan

 

 

 

KISA KISA…

 

         Keşke çocuklar ölmese…

 

Savaş! Ne kadar saçma, saçma olmasına rağmen hayatımızın her noktasında, bugün bir çizgi film izledim, orda da savaşıyorlardı, hem de su için! Böyle bir savaşın iyisi, kötüsü, kazananı veya kaybedeni olabilir mi? Su istemek iyi veya kötü değildir ki, ama su için bile savaş çıkabilir. Para için, güç için, hırs için. Savaşın sonunda kazanan veya kaybeden olamaz, zalim ve mazlum olur ancak, güç için insanları öldüren korkaklar olur bir de. Güç tatminsizlerin bahanesidir, savaşı da tatminsizler başlatır ve sonlandırır.

Eğer bazı zalimler bugün bizim mukaddesatımıza saldırabiliyorsa, bu cesareti onlara verdiğimiz için düşünmeliyiz. Öbür dünyada bedel ödeyecek olmaları yaptıklarını ödedikleri anlamına gelmez. Savaş saçma ve korkunçtur. En çok yaralananları ise çocuklardır, ölenler ölür yaşayanlar yara alır, savaşın içinde büyüyen çocuklar gelecekte bile savaştan evlerine dönememiş bireyler olur. Savaş içinde büyür ve savaş içinde ölürler, keşke çocuklar ölmese…

ENES BABAYİĞİT