“Bizim mükâfâtımız, âhirette verilecek”

Büyük Velî Hâce Muhammed hazretleri, Hazret-i Ömer’den naklen şöyle anlatıyor:

-Resûlullah’ın yanına girmek için izin istedim.

Hücre-i saâdetlerine kabûl buyuruldum.

Kaba bir kilim üzerine yatmışlardı.

Kilimse küçüktü. Kâfi gelmiyordu.

Mübârek başlarının altında, hurma lifiyle doldurulmuş bir yastık vardı.

Selâm verdim. Sonra oturup;

“Yâ Resûlallah! Sen, Allah’ın Peygamberi ve Habîbi olduğun hâlde bu vaziyettesin. Hâlbuki Kisrâ ve Kayser, altın divanlarda ve ipek yataklarda yatıyorlar” dedim.

Bana cevap verip;

“Onlar, bütün nîmetleri bu dünyâda tadıyorlar. Hâlbuki dünyâ nîmetleri çabuk biter. Bizim mükâfâtımız, âhirette verilecek ve sonsuz olup, hiç bitmeyecektir” buyurdu.

● ● ●

Bir sohbetinde;

“Kendinizi vermeye alıştırın. Çünkü bize kalacak olan, verdiğimizdir” buyurdu.

Ve şunu anlattı:

-Bir kurbân bayramı günü, Resûllullah Efendimiz, dışarıdan eve gelip Âişe vâlidemize;

“Kurbân etini ne yaptın?” diye sordular.

“Hepsini dağıttım, iki kürek bize kaldı” diye arz etti.

Efendimiz;

“Öyleyse iki kürek hâriç, hepsi bize kaldı” buyurdular.

Abdüllatif Uyan’ın önceki yazıları…


Comments are closed.