Fitne ve fesat çıkarmak harâmdır

Fitne; ayrılık, karışıklık, kargaşa, insanı hak ve hakîkatten saptıracak şey; Fesâd da, Bozukluk, karışıklık, fitne, anarşi, ma’nâlarında kullanılan bir terimdir.

Allahü teâlâ, fitnenin kötülüğünü Kur’ân-ı Kerîm’de meâlen şöyle beyân buyurmaktadır: “Fitne, adam öldürmekten daha beterdir.” (Bakara sûresi, 191)

Enfâl sûresinde de meâlen şöyle buyurulmuştur: “Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sâdece zulmedenlere erişmekle kalmaz, (umûma sirâyet ve hepsini perişân eder). Biliniz ki, Allah’ın azâbı şiddetlidir.” (Enfâl, 25)

Fitne”; “ayrılık, karışıklık, kargaşa, insanı hak ve hakîkatten saptıracak şey”; diğer bir ifâde ile “insanları ayrılığa, belâya düşürmek, Müslümânlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günâha sokmak, insanları isyâna kışkırtmak” demektir.

“Fesâd” da, “Bozukluk, karışıklık, fitne, anarşi” ma’nâlarında kullanılan bir terimdir. Allahü teâlâ, Mâide sûresinin 33. âyet-i kerîmesinde fesâd çıkaranların mes’ûliyetlerini ve cezâlarını beyân buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki:

“Fitne çıkarmayınız! Söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile olan fitne gibidir. Zâlimlere, fâcirlere, milleti çekiştirmekten, yalan ve iftirâ söylemekten hâsıl olan fitne, kılıç ile yapılan fitneden daha zararlıdır.”

“Fitne zamanında, Müslümânlara ve onların reîslerine tâbi olunuz. Hakk yolda olan yoksa, fitneciler, isyâncılar arasına karışmayınız! Ölünceye kadar fitneye katılmayınız.”

Kardeşçe yaşamaları îcâb eden Müslümânları, çeşitli sebeplerle, hîle ve desîselerle biribirlerine düşürüp, kânûnlara ve nizâmlara karşı isyâna teşvîk edenler, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde belirtilen fitne çıkarma vebâlini yüklenmiş olurlar.

Bilerek veya bilmeyerek fitne çıkmasına sebep olanlar, insanlar arasında bölücülüğe, sıkıntıya, kânûnlara karşı saygısızlığa ve en önemlisi dînî emirleri yerine getirmeyerek inançların zayıflamasına veya yanlış tatbîk edilmesine sebep olanlar için Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) “Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lanet etsin” buyurmuştur.

Cemiyetteki insanlar arasında fitne çıkarıldığı zaman, millî ve manevî bütünlük ortadan kalkar. Bunun neticesinde de insanlar kamplara bölünürler. O hâle gelirler ki, kardeş kardeşe, baba evlâda düşmân olur. Bu hâl devletin sarsılmasına da sebeb olur. İşte asrımızda bunu aynel-yakîn görüyoruz.

Dış güçlerin taşeronluğunu bırakmak lâzım. “Bir fincân acı kahvenin kırk yıl hâtırı sayılır” demişlerdir. Devletin, hükûmetin, diğer resmî kurumların yaptıkları bunca hizmetin, yatırımın hiç hâtırı yok mu? Bu kadar vefâsızlık olur mu? Ayıp değil mi? Haydi Müslümânlıktaki emirleri, millî ve ma’nevî değerleri bir tarafa bıraktık diyelim, insanlık da mı yok bu insanlarda?

El-hamdülillah ki halkımız şuûrlu, basîretli, iz’ân ve idrâk sâhibi, tahrîklere kapılmıyor. Daha önce bu oyunlar çok denendi: Sağcı-solcu, Alevî-Sünnî, Türk-Kürt, laik-antilaik diye milleti bölüp parçalamak istediler, ama çok şükür ki, hâin emellerine ulaşamadılar.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın önceki yazıları…


Comments are closed.