“Tasavvuf ehli, aynı toprak gibidir”

“Tasavvuf; hakîkatlere sarılmak, derin, ince, manâlı konuşmak ve insanlardan bir şey beklememektir.”

Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.

Bu mübarek zat sohbetlerinde buyurdu ki:

Ma’rûf-i Kerhî hazretleri buyurdu ki: “Tasavvuf; hakîkatlere sarılmak, derin, ince, manâlı konuşmak ve insanlardan bir şey beklememektir.”

Cüneyd-i Bağdadî hazretleri buyurdu ki: “Tasavvuf ehli, toprak gibidir. Toprağa kötü şeyler atılır. Fakat toprak iyi şeylerle (çiçek vs.) karşılar, güzel şeyler verir.”

Yine buyurdu ki: “Tasavvuf ehlinin kalbi, İbrâhim aleyhisselâmın kalbi gibi dünyâya düşkün olmaktan uzak ve Allahü teâlânın emirlerine itaatkârdır. Teslimiyeti, İsmâil aleyhisselâmın teslimiyeti gibidir. Hüznü, Dâvûd aleyhisselâmın hüznü gibi, fakri, Îsâ aleyhisselâmın fakri gibidir. Sabrı, Eyyûb aleyhisselâmın sabrı gibi, şevki, Mûsâ aleyhisselâmın duâ ederken gösterdiği şevk gibidir. İhlâsı da, Muhammed aleyhisselâmın ihlâsı gibi olan kimsedir.”

Yine buyurdu ki: “Allah adamının, tasavvuf ehlinin üç vasfı vardır: Toprak gibidir. İyiye de, kötü kimseye de verir. Bulut gibidir, her şeyi gölgeler. Yağmur gibidir, sevilen kimseyi de, sevilmeyen kimseyi de sular.”

Ebü’l-Hüseyn hazretlerine, “Tasavvuf nedir?” diye sorulunca buyurdu ki: “Bunu anlatmak, ifâde etmek çok zordur. Fakat onu tadan anlar.”

Abdullah bin Ömer rivâyet etti. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem ) buyurdu ki: “Allahü teâlâ, rûh gargaraya gelmedikçe kulun tövbesini kabûl eder.”

Büyük âlim ve aynı zamanda vâ’iz olan Ebû Sa’d buyurur ki: “Tövbe yüksek makamlardan ve Allahü teâlânın sevgisini gerektiren amellerdendir. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen: (Allahü teâlâ, tövbe edenleri sever) (Bekâra-222) buyuruyor.

Sehl bin Abdullah hazretleri buyurur ki: “Tövbe, yaptığı günahlara pişmanlık duymak ve zemmedilen hareketlerden, Allahü teâlânın râzı olduğu işlere dönmektir. Doğru bir tövbe edebilmek için; helâlinden yemek, âzâlarını kötülüklerden ve günahlardan muhafaza etmek, bu husûslarda Allahü teâlâdan yardım istemek lazımdır.

Zünnûn-i Mısrî hazretlerine tövbe sorulduğu zaman: “Avamın tövbesi, günahlardan, havassın (seçilmişlerin) gafletten dolayıdır.” buyurdu.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.