“Duâ etmemek, kederlerin en büyüğüdür”

Tebe-i tâbiîn’den Muhammed bin Nadr el Hârisî hazretleri, Kûfe’nin en âbidi diye tanınır. Yanında ölümden bahsedildiği zaman çok mahzunlaşır ve kemiklerinden “gıcırtı” sesleri gelirdi. Bu zâtın, Müslim isminde bir kimseden alacağı vardı. Ona haber gönderip; “Falan gün geleceğim, alacağımı hazırla” dedi. O da parayı hazırladı. Ama gidip de almadı. Ona,…

Devamını oku

Dört mezhepten birine uymamak câiz değildir

Bir işi, ibâdeti yaparken mezheplerin kolaylıklarını araştırıp, bunlara göre yapmak bâtıldır. Leblebicioğlu Feyzî Efendi son devir Osmanlı din âlimlerindendir. 1839 (H.1255) senesinde Çorum’da doğdu, 1909 (H.1327) senesinde aynı yerde vefât etti. Memleketindeki çeşitli âlimlerden okuyarak tahsîlini tamamladı. İskilipli Arapzâde Mehmed Emin Efendiden icâzet aldı. Tasavvufa karşı alâka duydu. Nakşibendiyye yolunun…

Devamını oku

“Çocuğun ahlakını sen bozmuşsun be adam!..”

Bir adam, Halife Hazret-i Ömer’e gelerek oğlunu şikâyet eder. Çocuk da “Babam, bana terbiye nedir öğretmedi ya Emîr’ül-müminin” der… Bizim çocuklarımız üzerinde haklarımız olduğu gibi, onların da bizim üzerimizde hakları vardır… Ana-baba olarak öncelikle onları güzel terbiye etmeliyiz. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hususta buyurdu ki: “Çocuğu güzel…

Devamını oku

Uğursuzluk yoktur

“Müslümanlıkta, uğursuzluk ve hastalığın sağlam kimseye muhakkak geçmesi yoktur.” Sual: İslam dininde, günlerde veya eşyalarda uğursuzluk diye bir şey var mıdır? Cevap: Uğursuzluğa inanmamalı, tesir eder sanmamalıdır. Rûh-ul-beyânda, Tövbe suresi, 37. âyetinin tefsirinde deniyor ki: “Resulullah Efendimiz teşrif edince, günlerin müminlere uğursuz olmaları kalmadı.” Bir hastalığın sağlam insana kesinlikle geçeceğini…

Devamını oku

Dünyâdan soğumak için…

Tebe-i Tâbiîn’den Muhammed bin Nadr el Hârisî hazretleri, Kûfe’nin en çok ibâdet edeni diye tanınır. Kûfe’de yaşadı. Orada vefât etti. Bir sevdiği anlatıyor: Bir gün Muhammed’in kabristandan geldiğini gördüm. Yanına gittim. Ve suâl ettim: “Kabristana çok sık gidiyorsunuz, hikmeti nedir acabâ?” Cevâben; “Kabristana gidince, dünyâdan soğuyor, âhirete yaklaşıyorum da onun…

Devamını oku

“Sen, zamanımızın zahidisin ey Dâvûd”

Dâvûd-i Tâî​: “Ey Peygamber Efendimizin torunu Ca’fer-i Sâdık! Bana nasîhat eder misiniz?” Ebû Süleymân Dâvûd-i Tâî hazretleri fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Habîb-i Acemî’nin halifesi idi. İmâm-ı a’zamın yirmi sene derslerine devam etti. Fıkh ilminde talebelerin içinde en önde gelenler arasına girdi. Cüneyd-i Bağdadî hazretleri diyor ki: Dâvûd-i Tâî, hacamat…

Devamını oku