Kalbimizde iman, devamlı ve sâbit olmalıdır…

İman nurunu söndürmeyen sebeplerden biri de, kalbi, sıfât-ı zemîmeden, yani kötü sıfatlardan temizlemektir. Kendimize karşı vazifelerimizden biri de, kalbimizdeki imanımızı devamlı ve sâbit yapmaktır. Sevgili Peygamberimiz bile, (Allahümme yâ mukallibel-kulûb. Sebbit kalbî alâ dînike) diye dua ederek Rabbine yalvarırdı. Yani kalbinin dinde, imanda sâbit kalmasını talep ederdi. Kalbimizdeki iman nurunun…

Devamını oku

İtikadı bozuk olan, cehenneme gider!

“Yalnız benim ve eshâbımın itikadında olan ve bizim gibi ibadet eden cehenneme girmeyecektir.” Sual: İtikadında, iman ve inanışında bozukluk olanlar, cehennemde sonsuz olarak mı kalırlar? Cevap: Müslümanların 73 fırkaya ayrılacakları Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından haber verilmiştir. Nitekim hadis-i şerifte; (Benî İsrâil yetmişiki millete ayrıldı. Benim ümmetim de…

Devamını oku

Din adamının sapıtmasının alameti!

“İslamiyet nurlarının kalblerden ayrılıp, kalblerin kararmasına dört şey sebep oldu!” Sual: Bir kimsenin din ilimlerini tahsil ettiği hâlde, yanlış yollara sapmasının, hatta hainlik etmesinin ne gibi alametleri vardır? Cevap: Konu ile alakalı olarak Muhammed bin Fadl Belhî hazretleri buyuruyor ki: “İslamiyet nurlarının kalblerden ayrılıp, kalblerin kararmasına dört şey sebep oldu.…

Devamını oku

“Kötü arkadaştan sakın evlâdım!”

Nâfî bin Abdurrahman hazretleri vefât edeceği zaman çocukları; “Bize vasiyet edin?” dediler. Cevâben Kur’ân-ı kerîmden bir âyet-i kerîme okudu. Başını kaldırdı. Ve çocuklarına; “Bu âyette meâlen; (Eğer mümin iseniz Allah’tan korkun! Cehennem ateşine karşı takvâyı elden bırakmayın. Birbirinizle iyi geçinmeyi farz-ı ayn bilin. Allah’a ve Resûlüne itâatten bir nefes ayrılmayın)…

Devamını oku

“Ey Âişe! Bu kelimeleri ezberledin mi?..”

“Ezberlediklerini başkalarına da öğret ey Âişe! Bunları bana Cebrâil (aleyhisselâm) öğretti!” Ebü’l-Kâsım Kâyinî hazretleri Şafiî fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 462 (m. 1069) yılında Nişâbûr’da Kâyin köyünde doğdu. İsfehân, Nişâbûr, Merv ve Herat’a giderek birçok kimseden ilim öğrendi. 547 (m. 1152) yılında Herat’ta vefât, etti. Buyurdu ki: Ebû Saîd-i Hudrî (radıyallahü…

Devamını oku

Beş vakit namaz farzdır! -2-

“Farz olduğuna inanıp, abdest ve vakitlerine, rükû ve sücûduna riâyet ederek beş vakit farz namaza devâm edene, Cennet vâcib, Cehennem harâm olur.” Dünkü makâlemizde, her gün beş vakit namazın farz olduğuna dâir, bazı hadîs-i şerîfleri zikretmiştik. Bugün, bu konudaki başka hadîs-i şerîflere de temâs edelim inşâallah: Önce, Kütüb-i sitteden dördünde…

Devamını oku