İlim ve amel münasebeti…

Her Müslümânın ilk vazîfesi, Kur’ân-ı kerîmin talîm ettiği esâsları öğrenmek ve ona uygun olarak amel-i sâlihte bulunmaktır. İmân ve İslâm esâslarını bilip tatbîk edecek, ibâdet yapacak kadar ilim öğrenmek her Müslümân için zarûrîdir, âkıl-bâliğ, erkek-kadın her Müslümânın üzerine farz-ı ayındır. Okuma, aklî ve fikrî gelişmeyi te’mîn eder. Peygamber Efendimize ilk…

Devamını oku

Kura çekerek pay etmek

Bir mekân, bir mal, buna müşterek, ortak olarak malik olan ortaklar arasında kura ile taksim edilebilir. Sual: Hediye dağıtımında ve benzeri şeylerde kura çekerek dağıtmak, vermek, dinen uygun olur mu? Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki: “İslamiyetin bildirdiği hükümlere uygun olan şartlara müsavi, eşit olarak malik olanlar…

Devamını oku

“Bizim fakirhâneyi şereflendirseniz”

Evliyânın büyüklerinden Alî Müttekî El Hindî hazretlerini, bir gün vezîrlerden birisi; “Bizim fakirhâneyi şereflendirseniz” diyerek ziyâfete dâvet etti. Ama o, istemedi. Özür beyân etti. “Beni mâzur görün. Buradan da size duâ ederim. İnşallah, Allahü teâlâ size bereket ihsân eder” dedi. Vezîr üzüldü! Ve ısrâr etti. O zaman da; Peki geleyim,…

Devamını oku

“Görmeden evlenmenin sonu, elem ve kederdir”

“Nefsimi elimle tutabilseydim, parça parça doğrar, hayvanların önüne yem olarak atardım.” Süleymân bin Mihrân hazretleri Tâbiîn devrinin büyük hadîs, kırâat, fıkıh imâmlarındandır. 680 (H.61) senesinde Kûfe’de doğdu. 765 (H.148) senesinde vefât etti. Hadîs ilminde hâfız (yüz bin hadîs-i şerîfi râvileri ile birlikte ezberlemişti), sikâ, güvenilir, sağlam bir zât olup, ilmi…

Devamını oku

Dünya geçici, ahiret ise sonsuzdur…

İnsanın ömrü rüya gibidir, geçicidir; asıl iş, fâni dünyada ebedî ahiret saadetini kazanmaktır. Yani iman edip Müslüman olmaktır. Dünyaya milyarlarca insan gelmiş, bir müddet yaşamış, sonra ölüp gitmişler. Bunların bazıları zengin imiş, bazıları fakir. Kimi güzel imiş, kimi çirkin; kimi zâlim imiş, kimi mazlum. O hâllerinin hepsi geçti, unutuldu. Onların…

Devamını oku

“Salih ve facir arkasında namaz kılınız!”

İmamlık şartları bulunmayan, Kur’ân-ı kerimi teganni ile okuyan imama uymamalıdır. Sual: Herkesin arkasında namaz kılınabilir mi yoksa namaz kıldıran kimsenin, nasıl birisi olduğunu bilmek mi gerekir? Cevap: Namazın şartlarına ehemmiyet, önem vermeyenlerin arkasında namaz kılmamalıdır. Çünkü bunların namazı sahih olmaz. Günah işlediği hâlde, abdestin, namazın farzlarını bilen ve ehemmiyet veren…

Devamını oku